• PolitikART
    Edebiyat
    Sînorê di navbera Kurd û Ereban de
    Di destana Ehmedê Şeng de çiya ew mekan in ku Kurdan lê şax berdane û lê xweser in, çol jî weke mekan erd û eqarên …
  • PolitikART
    Edebiyat
    Helbestek ji destanekê re
    Ax Sergêsê Gêsî kevne xulamo, te çima xwe avêt bextê min Ax Ehmedê Şeng te çima bextê min da wî bêbextî, weyla li min
  • PolitikART
    Toplum-Politika
    Şerê Seîd Begê Dasinan
    Seîd Beg wek serokekî herêmî yê Êzîdîyan, bi rola siyasî, civakî û sembolî rabû. Di wê demê de di navbera dewlet û serokên herêmî de …
  • PolitikART
    Toplum-Politika
    Dem Dema Avakirina Jiyana Azad e
    Dîroka rejîma Îranê, dîroka komkujîyan e, bi komkujî, êşkence û bidarvekirinê xwe li ser pêyan digire. Lê li Îranê xelk azadiyê dixwaze û teslîm nabe. …
  • PolitikART
    Edebiyat
    Çocukluk bir masal değil
    Nibel Genç’in yakın tarihe dair bir kesit sunan Mısır Koçanlarını Kızartan Koku adlı kitabının merkezinde, savaş ve travmayla yoğrulmuş bir çocuk bakışı var. Yazarla yaptığımız …

Gündem

Son Yazılar

PolitikART
Edebiyat

Çocukluk bir masal değil

Nibel Genç’in yakın tarihe dair bir kesit sunan Mısır Koçanlarını Kızartan Koku adlı kitabının merkezinde, savaş ve travmayla yoğrulmuş bir çocuk bakışı var. Yazarla yaptığımız söyleşide, çocuğun gözünden anlatmanın taşıdığı anlamdan, Ezima’nın kendi deneyimleri ve edebiyatla kurduğu ilişkiye, travmanın hafıza ve koku aracılığıyla nasıl biçimlendiğine; edebiyatın karşı-hafıza işlevinden, yazmanın hapishane koşullarında nasıl sürdürüldüğüne kadar kapsamlı bir yolculuğa çıktık. Bu söyleşi, yalnızca bir kitabın yaratım sürecini değil; aynı zamanda travma, hafıza ve edebiyatın etik-estetik sınırlarını tartışan …

PolitikART
Toplum-Politika

Geri dönen gerçeklik – Bumerang

Selçuk Tepeli’nin itiraz ettiği “Mandela yaratma” söylemi, benzetme özelindeki bir hatadan çok, tarihsel bir korkunun açıkça ifadesidir. Nelson Mandela da uzun yıllar boyunca “gayrimeşru” olarak tanımlanmış, hapse atılmış ve siyasal muhataplığı reddedilmiş bir liderdir. Onu tarihsel figür yapan şeylerden biri çatışma sonrası kurucu rolüdür. Kemalist tedrisat aklının “Mandela yaratma” itirazı, tekil bir gazetecilik çıkışı olmaktan çok Türkiye’de belirli bir siyasal terbiyenin otomatik refleksidir.

PolitikART
Toplum-Politika

İran’ın “Mykonos” tuzağı

Mykonos Tuzağı yalnızca İran İslam Cumhuriyeti’nin bir Kürt lidere yönelik gerçekleştirdiği bir suikastın anatomisini anlatmakla sınırlı değil. Aynı zamanda Kürdistan’ın farklı parçalarında egemen olan tüm rejimlerin, Kürt devrimcilere, önderlere ve siyasetçilere yönelik yürüttüğü komplo ve suikastların da adeta bir özeti niteliğinde. İçinde hepsinden birer parça, birçok ortak yön ve benzerlik barındırıyor. Bu anlamıyla kitabın adı, aslında hikayeyle birlikte 17 Eylül 1992 gecesinden itibaren orada duruyordu. Bana düşen ise onu bulup görünür kılmak ve Kürt siyaset …

PolitikART
Toplum-Politika

Rojava, Kürtler, diaspora ve mekân

Bugün Suriye’de cihadist–İslamcı geleneğin egemen temsilcisi olan HTŞ ve ona bağlı güçler ile SDF arasında çatışmalar yeniden yükselirken, diasporadaki eylemsellikler de bu bağlamdan kopuk okunamaz. Bu eylemsellikler, yalnızca “uzak” ve “yabancı” bir mekândaki çatışmalara verilen tepkiler değildir. Aksine, Kürtlerin Avrupa kentlerinde bu süreçlerin ve mekânların parçası olarak nasıl yeniden özneleştiklerini gösterir.

PolitikART
Bellek

Köyler, zombiler ve arada kalan kadınlar

Zombi filmlerinde beni en çok etkileyen şey, mekânların belirsizliği oldu. Ne tamamen yaşayanlara ait ne de ölülere... Arada kalan, daha doğrusu bir “araf” mekânı bu. Benim çalışmamda da bu araf, yeni bir düşünme alanı açıyor: Ne merkeze ne de periferiye ait. Kadınların hikâyesini anlatmak için en doğru yer burasıydı.

PolitikART
Bellek

90’lardan günümüze değişmeyen mekan siyaseti

Gettoyu bir araya gelen bir halk topluluğu olarak tanımlamak eksik kalır. Kürt gettosu, devletin Kürtler üzerindeki yüzyıllık inkâr, asimilasyon ve bastırma politikalarının kent mekânında somutlaşmış halidir. Buralarda yaygın biçimde görülen polis baskınları, kimlik kontrolleri, GBT taramaları, sokak güvenlik noktaları gibi uygulamalar da bunu ispatlar niteliktedir. Öte yandan Kürt gettoları yalnızca yoksulluğun değil, bir kimliğin, kültürün ve hafızanın da savunusuydu. Kürt gettosunda yaşayan halk kimliğinin yaşatılması, dayanışma kültürünün sürdürülmesi, devlet baskına karşı kolektif bir savunma mekanizmasının …

PolitikART
Bellek

90’lara hukuk penceresinden bakmak

1990’lı yılların başında devlet eliyle gerçekleştirilen zorla yerinden edilme sürecinde, tahminen 1,5 ila 3 milyon arasında sivil Kürt yaşam alanlarını terk ederek kent merkezlerine veya başka illere göç etmek zorunda bırakılmıştır. TBMM İnsan Hakları Araştırma Komisyonu'nun verilerine göre ise, 1987-1994 yılları arasında 3.438 yerleşim yeri boşaltılmıştır.

PolitikART
Bellek

Mağduriyet Üzerine Düşünmek: İkili Çerçevenin Ötesi

Bu yazıda, siyasi, psikolojik ve toplumsal faktörlerin şekillendirdiği mağduriyet statüsünün Kürt sorunu bağlamında nasıl kurulduğunu ele alıyorum. Bunun için, 1990’larda başta zorla kaybetmeler ve yerinden edilmeler olmak üzere insan hakları ihlalleri ve devlet şiddetine maruz kalan kişilerin mağduriyet kavramıyla kurdukları ilişkiyi, bu kimliğe dair algılarını, yani çatışmadan doğrudan etkilenenler açısından mağduriyet kavramının sınırlarını tartışıyorum.

PolitikART
Bellek

Babamın işkence kayıtları

Türkiye, Kürtlerle bir müzakere sürecinden geçerken 50 yıllık direniş ve savaş sürecinde neler yaşandığını yeniden hatırlamakta fayda var. Çünkü geçmişte yaşananlar bugün neye ihtiyaç duyduğumuzu belirler. Bu pencereden bakınca da üzerinde en çok durulması gereken dönemlerden biri Türk devletinin Kürt halkına, akla hayale sığmayacak zulüm ve şiddet politikalarını uyguladığı 90’lı yıllar olarak beliriyor. Ne yaşandı? Ne kadarını biliyoruz? O gün yaşananlar bugünü nasıl şekillendirdi? Mevcut müzakere sürecinde telafi ve tedavi edilmesi gerekenler nedir? İşte bu …

PolitikART
Toplum-Politika

Yaşlıların ırkçılığı zalim ve bunakça

20. yüzyıl faşizmi, genç bir uygarlığın, genç bir nüfusun, genişleyen bir kapitalizmin ve fetihçi bir sömürgeciliğin coşkulu tezahürüydü. 21. yüzyıl faşizmi bunun tersidir. Bugün ırkçılık, gençlik enerjisinden çok yaşlılığa özgü korkuya dayanıyor. Yaşlıların ırkçılığı da olabildiğince zalim ve bunakça.