Sermaye grupları adeta yeni bir “altına hücum” dalgasıyla Kürdistan’a yönelmiş durumda. Madenlerden GES’lere, HES’lerden JES’lere kadar her projeyle, toprağın, suyun ve yaşam alanlarının etrafına yeni çitler çekiliyor.
Bu yazı Kürdistan'da ekonomi politik tartışmalarına, siyasal bağlam içerisinden bir okuma önermektedir. Bu bağlamda, ekonomiye dair tartışmanın siyasal stratejiye dair çıktılarına odaklanarak devrimci siyaset sorunsalını irdelemektedir.
Güncel ihtiyaç çok açık bir şekilde “Nasıl yan yana yürürüz?”ü konuşmak. Çok basit, çıplak bir sorun var karşımızda. Otoriterleşen bir devlet var, bunu kalıcı hale getirmeye çalışıyor ve pamuk ipliğinde yürüyen bir barış mücadelesi var. İkisinin de başarısı yan yana yürümekten geçiyor.
Krediler artıyor, hesaplar çoğalıyor; peki neden bu hareketlilik kalıcı kalkınmaya ve sürdürülebilirliğe dönüşmüyor?