Maalesef bu artık sadece Türk sinemacıların değil Kürt sinemacıların da sorunu. Uzun zamandır merkezdeler ve haliyle bakışlarının da değiştiğini görüyoruz. Merkezde gündem, film üretmek kadar ürettiğin filmin macerası nasıl evrilecek sorusuna dayalı.
“Ağladıkça dağlarımız yeşerecek” demiştin. Biz o umuda tutunduk. Seninle ve senden sonra çok ağladık ama sen de sözünü tuttun: Şimdi o dağlar yeniden yeşeriyor.
Politikayı sanatın bir adım ilerisinde, gerisinde görmüyorum. Sanat en etkili politik alanların başında gelir muhtemel.
1938 Dersim Tertelesi’nin karanlık mirasıyla büyüyen Comerd, Kürdistan’ı adım adım dolaşarak unutulan ezgileri gün yüzüne çıkardı. Sürgündeki Kürt’ün yalnızlığına umut, halkının arayışına yoldaş oldu. Sahne aldığı her yerde sesi, halkının sesine karıştı.