Öcalan, devlet iktidarını ele geçirme stratejisine mesafeli olduğu için devrimci potansiyellerin yıkıma hasredilmesine karşı durur. O’na göre devrimci enerji doğrudan, şimdi ve burada sosyalizmin inşasına yönelmelidir. Toplumcu sosyalizm, iktidarın devlette veya devlet tipi örgütlenmelerde merkezileşmesine karşıdır. Sosyalizm adına bile olsa!
Türkiye, Kıbrıs’taki Türk azınlığını koruma gerekçesiyle 20 Temmuz 1974’te adaya askerî harekât başlattı. Harekât, adanın kuzey kesimlerinde yoğunlaştı. Bu harekâtla adanın yüzde 37'si işgal edilirken bu durum Kıbrıs açısından toprak kaybı ve büyük bir insani krizin başlangıcı oldu. Binlerce Rum, evlerini terk etmek zorunda kaldı ve büyük bir mülteci dalgası oluştu. Yaşananlar, Rum toplumu için büyük bir trajedi ve adanın kalıcı olarak bölünmesinin başlangıcı olarak kabul edildi. Adanın kuzeyinde kurulan de-facto Türk yönetimi, Kıbrıs’ın birleşme …
20 metre yaklaşabildim. Büro yoktu. Devlet birimleri, beni doğalgaz patlamasına ikna etmeye çalışıyorlardı. Nihayet büroya girebildim. Büroda sağlam kalan, tek tek öldürülen arkadaşlarımızın fotoğrafları ve asılı bulundukları küçük bir duvar parçası... Özgür Ülke ertesi gün çıkacaktı.
Harvey’in “kent mekânı sermaye için birikim alanıdır” ifadesini Kürdistan’da yaşanan kentsel çatışma ve yeniden inşa süreçleri için kullanmak yetersiz ve eksik kalır; Çünkü burada sınıfsal ve rantsal çelişkiye ek olarak ulusal, kültürel ve militarist bir iktidar ilişkisi de söz konusudur.