Kürt Özgürlük Hareketi’nin paradigması tam da Marksizmin güncelliğini direnişin güncelliğinden yola çıkarak yeniden üretmenin politik pratiğidir. Uzun bir süredir Marksizm, özellikle alt yapı/üst yapı diyalektiğine indirgenmiş olmasının krizini yaşamaktadır. Bu yeni paradigmada antagonizma temsil felsefesinden kurtulmuştur.
Yeni “perspektifimizde” kavramlarımız, herhangi bir eylem ya da direniş üzerine düşünmenin araçları değildir. Tam tersine direnişin ürettiği şeydir. Yeni bedenleşmelere… yeni paradigmalara olan ihtiyaç, direnişin artık boşa düştüğü ya da yenildiği gibi bir anlayıştan kaynaklanmaz. Tam da direnişin içinde yeni bir kudret analizi yapılmasından kaynaklanır.
Komün ne “yerelcilik” romantizmi ne de saf bir ahlâk çağrısıdır; iktidarın yerinden edilmesi ve toplumsalın yeniden düzenlenmesi için tasarlanmış siyasal–kurumsal bir iddiadır. Hedef “sınıfı aşmak” değil, sınıf ilişkilerinin üretildiği zeminleri dönüştürerek sınıfsızlaştırmak, yani kaynaklarını kurutmaktır.
Komünalist örgütlenme, toplumsal bios’u sınıfsızlaştırmanın içkin demokrasisidir. Kürt Özgürlük Hareketi öznellik üretiminin kudreti, kurum üretme gücünden gelmektedir. Yaşamın her bir alanında öznellik pratiklerini devindiren bu kurumlar, çokluğun otonom kurumlarıdır. Mutlak demokrasinin inşası bu kurumlardan geçmektedir.