Kelam, yalnızca bir sesin titreşimi ya da bir düşüncenin dışavurumu değildir. O, anlamın eyleme dönüştüğü yerde zuhur eden, hakikatin zamanla kesiştiği varoluşsal bir hattır. “Konuşmayan halk, tarih de yazamaz” deyişi, kelamın yalnızca ifade değil, tarih kurma işlevini de taşıdığını gösterir.
Devletin silahlı gücünün ve devletlerden oluşan uluslararası sistemin çöküşü ne kadar büyük olursa, zenginliği herkesin iyiliği için sosyalleştirme ve mülksüzleştirme olanakları da o kadar artar. Ancak devletin silahsızlandırılması, çoğu zaman devrimci bir silahsızlandırmanın sonucu olduğu kadar, içeriden gelen bir çöküş nedeniyle dolaylı yoldan gerçekleşen bir şeydir. Aynı zamanda, devletin silahsızlandırılması, devrimin silahlandırılması anlamına gelir —ne yazık ki ve korkutucu bir şekilde, silahların ve etkili öldürme makinelerinin her daim hazır olduğu bir dünyada bunlar aynı madalyonun …
“Abdullah Öcalan’ın Perspektifi komünü devlet karşısında konumlamaktadır hem de bunu yaparken komünü siyasal ontolojinin kalbine yerleştirmektedir.”
“Türkiye’deki Modernist Marksistler, bu dünyanın bir aradalığında Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin hamlesini rasyonel görmüyor. Çünkü modernistlerin, bir arada olanaklı, yakınsak çalışan dünyası, her şeyi devletin, sermayenin, sömürgecinin belirlediği koşullara indirgiyor. Ve analizlerini, her zaman sermayenin/devletin birikim rejimine bağlı kılıyor.”