Edebiyat

Edebiyat

Gerçeğin sonsuz çölü: Kan Meridyeni

Uçsuz bucaksız bir kitap var karşımızda, dünyanın sayılı çöllerinden birindeyiz. Amerika’nın ABD’ye dönüşme sancısının olduğu yıllar. Kimi figürleri gerçekte yaşamış Glanton Çetesi’nin ardında, Meksika sınırında geziniyoruz. Amaç, bir kontrgerilla faaliyeti titizliğinde “yerlilerin” kafa derisini soymak. Yolumuz Meksika’ya düştükçe karşımıza çıkan İspanyollar’ın kafalarını da soyuyoruz. Neticede insanların kafa derisi birbirine benzer.

Edebiyat

Amcam Cemşid Han: Büyülü, uçarı ve pikaresk…

Yazar büyülü gerçekçi tarzı, bir uçurtma misali oradan oraya savrulan bu olağanüstü beden üzerinden kurgularken bir yandan eskinin pikaresk kahraman türüne müthiş bir örnek yaratıyor. İroniyi hiç elden bırakmadan, dahil olunan tüm pozisyonlarda son derece ketum bir tavır takınan Elî, Cemşid’in karakterine dair psikolojik derinlik kurmaktan uzak durarak toplumsal düzeyde cisimleşen ontolojik bir alegorinin peşine de düşüyor.

Edebiyat

Şehrin köpekleri geri döner mi?

İktidar, son 10 yıldır yavaş yavaş yaygınlaştırdığı hayvan düşmanlığını 2023 seçimlerinden sonra yıllık hedefleri arasına koydu ve ne yazık ki en tatlısından sertine tüm muhalif belediyelerin de dahil olduğu köpek kıyımı, gündelik gerçekliğimizin içinde üstüne çizik atılan hedeflerden birine dönüştü. Amerikan dizilerinde görüp anlam veremediğimiz, yolda köpek görünce neşeyle sayma oyunlarını dahi oynayamayacak haldeyiz.

Edebiyat

Kırmızı Ayna: Eve dönmek mümkün mü?

Burhan Sönmez’in klasik bir Odysseus imgesi yerine batıyı ve doğuyu bir çatı altında buluşturması, hem kendi edebi izleğinin devamı niteliği taşıyor hem de bu toprakların figürlerine önemli bir soru soruyor: Gittiğiniz evle döneceğiniz ev birbirine ne kadar benziyor?