"Radikal olmak, şeyleri kökünden kavramaktır. Ancak insan için kök, insanın kendisidir.” - K. Marx
Kahtalı Mıçê’nin "Oy Gülüm" albümünde “Xello Dayı Günaydın” adında bir parça vardır. Çok kısa ve şiir formatındadır. Bu parçanın sözleri şöyledir: "Sen çavdar değirmeninde karın tokluğuna çalışan, Sen 21. asır Türkiye'sinde hala açlıkla boğuşan, İnsanlığın kurbanı, Uygarlığın yabanı adamı Xelo Dayı günaydın! Bugünün çilekeş işçisi, yarının gariban efendisi... Yıllardır alın teri hesapsız emeğin Bir hırsıza hayat satın alıyor, Sadakatin dürüstlüğün O yüzsüze yem oluyor..."
İçinde bulunduğumuz siyasal düzlem ve olanaklarımız, elbette yoksulluğu topyekûn ortadan kaldırmayı mümkün kılmamaktadır. Bu tespitten hareketle elimizdeki mevcut olanakları ve toplum kaynağını makul önceliklerle kullanmak durumundayız. Yoksullukla etkin bir mücadele için gerekli olan siyasal koşullar oluşuncaya kadar, yoksullukla mücadeleyi “açlıkla mücadele” düzleminde yürütmek en makul ve öncelikli rasyonel tercih olacaktır.
Kürdistan ekonomisi yaklaşık yüz yıllık uygulama, niyet ve yaklaşımlarla tutarlı bir biçimde şekillendi. Yoksulluğun kurumsallaştırıldığı, sürdürülebilir hale getirildiği ve yeniden üretildiği bir ekonomik yapıdan söz etmek mümkün. Bugün bölgede yaşanan yoksullaşma biçimi de bu politik çerçeveyle doğrudan uyumludur. Bu ekonomi politikasının dayandığı temel çerçevenin, kuramsal olarak kolonyal bir yapıyla örtüştüğünü görmek gerekir. Güvenlikçi politikalar adı altında, kendisine risk olarak görülen bir topluluğun ne tam olarak doyurulduğu ne tam olarak yaşatıldığı ne de kendi toplumsal refahını …