Hapishanede otuzuncu yılına giren bir tutsak olarak zamanın kutsal metnine dönüyorum: Hiçbir gün ömürden geçmemiştir. 12 Eylül zindan vahşetini ve İmralı gerçekliğini düşününce yaşadığıma tutsaklık ve tecrit bile diyemedim. Demem de. Ama Hayatın TA Kendisi. Otuz yıl eşittir bir gündür benim için.
TKDP Kürt siyasetinde bir çizgiyi temsil eden ’mücadelesiz’lik üzerine kurulu bir hareket olarak çıktı. Zamanla merkezi KDP’nin yaşadığı krizler, dünya siyasetinin Kürdistan’a yansımaları, sosyalist fikirlerle tanışma vb. faktörler sebebiyle içinden ‘mücadele’ iddiasına sahip dinamikler çıkmışsa da zamanla bu dinamikler tarih olmuş ya da ‘mücadelesiz’lik safhasına geri dönmüştür.
“Hakikat kelimelerle değil (her kelime yalan söyleyebilir, her kelime herhangi bir şey ve onun tam zıddı anlamına gelebilir) cümlelerle söylenir. Benim ‘kamp yolu’ fotoğrafım zavallı bir kelime sadece. O halde bir cümle içinde yer almayı bekliyor.”
Devlet, eğer sömürgeci veya etno-politik bir çatışmanın parçası olarak sömürgecilik karşıtı örgütün üyelerini ya da sempatizanlarını kaybediyorsa, genel kamuoyu tepkisinin zayıf olacağını düşünerek kaybettiklerinin bedenlerini ortadan kaldırmaya çoğunlukla tenezzül etmez. Sömürgecilik ölülere ve cenazelere saldırmak konusunda son derece rahattır.


