Güneşli günlerde, kapısının önünde gözlerini kapatarak yarı uyur yarı uyanık saatlerce otururdu. Verilen selamların bazılarını alır, bazılarını almazdı.
İnsan düşünüyor Newal mi hayran hayran dağları izliyor yoksa dağlar mı Newal’in gözlerinde kendini izliyor ve seviyor? Bu gerilla ve dağ bütünleşmesini kim anlatabilir ki?
Şansım yaver gitmemişti. Yüzündeki keskin çizgiler bir anda çoğalmaya başlamıştı. Tebessümü bir kez daha kayboluyordu. Bir süre bu yorumlamakta zorlandığım ifadeyle bana bakıp durdu. Sonra hata yapmış bir insanı kınamak isteyen biri gibi başını önüne eğdi ve sustu. Ben de sustum. Suskunluğumuz ikimizin yerine de uzun uzadıya konuşup durdu.
On sekizine yeni basmıştı Ferhad ve nihayet gerilla saflarına katılmayı başarabilmişti. Gözleri ışıl ışıl bakıyordu. Heyecanını saklayamıyor, her halinden belli ediyordu. Kimsenin duyamayacağı bir tepeye çıkıp avazı çıktığı kadar “Ben gerilla oldum” diye bağırası geliyor ama kendini zor tutuyordu. Nihayet olmak istediği yerdeydi.


