PolitikART
Toplum-Politika

Yapay zeka çağı: Bir makine düşünebilir mi?

Sayı: 338
Doğan Barış Abbasoğlu
İnsan, insan toplumsallığına özgü şekilde anlam ve sorgulama içeren düşünme yeteneğine sahip bilinen tek varlık. Her gün tecrübe ettiğimiz, bize basit ve olağan gelen insan olma durumunun ne kadar komplike olduğunu, onun temel anatomik faaliyetlerini kopyalamaya çalıştığımızda çok çarpıcı bir şekilde anlıyoruz.

İnsan düşüncesi karmaşık bir sinirsel ağ üzerinden işleyen ve bedenin yaşadığı deneyimler, başka bedenlerin yaşadığı deneyimlerin aktarıldığı sosyal ilişkiler üzerinden beslenen bir süreçtir. Beynimiz duyular aracılığıyla dünyayla etkileşime girerek öğrenir ve düşünceyi oluşturur.

İnsan düşüncesinin oluşması ya da bir bilinçten söz edebilmemiz için en temel şart kendisinin farkında olmaktır. Bilinç yalnızda düşünmek değil, düşündüğünü bilmek ve zamansal süreklilik hissini taşımayı gerektirir. Düşünce bu anlamda biyolojik bir temele ihtiyaç duyar. İnsan bedeni bunun ifadesidir. Her ne kadar insan düşüncesi ağırlıkla bir beden içinde hapis gibi görünse ve insan bedeninin oluşturduğu sınırlar derin bir azap yaratsa da, elimizdeki tüm veriler biyolojik yapının düşünmenin temelini oluşturduğunu gösteriyor.

Bu anlamda insan bedeninin son derece karmaşık bir işlevsellik ile belirli fonksiyonları sağlamasını bir makinenin yapısı, işlevselliği ve fonksiyonlarıyla karşılaştırabiliriz. Hatta biraz daha ileri gidip eğer insanı taklit eden bir makine oluşturmamız durumunda bunun bir bilinç kazanabileceğini savunabiliriz.

Makinenin çok geniş veri işleme kapasitesine sahip olmasının yarattığı değişimleri göz önüne alırsak yapay varlıkların bilinçli varlıklar haline gelmesinin nelere yol açacağını kestirmek zor. Olumlayan ve olumsuzlayan yaklaşımları bir tarafa, böylesi bir gelişmenin insanlık tarihinin en büyük değişimlerinden birini yaşatacağını öngörebiliriz. Bunun yol açacağı tehditler de günümüzde birçok bilim insanını en çok endişelendiren konulardan biri.

Ancak makinenin insanı taklit etmesinin önünde olağanüstü zorluklar var. Geniş kapsamlı verileri matematiksel olarak işleme konusunda büyük bir avantaja sahip olan makineler bilinç ve benlik eksikliği, bedensellikten yoksunluk, sosyal bağlamda anlam üretememe ve duygu ve sezgi yoksunluğu gibi büyük dezavantajlara sahip.

Yapay zeka alanında çalışan bazı bilim insanları bu sorunların da aşılabileceğini düşünüyor. Örneğin kimi araştırmacılar yapay zeka için insan yaşamını dijital olarak simüle etmenin, insan deneyiminin yerine geçebileceğini düşünüyor. Yine yapay zekayı robotik bir bedene bağlayarak, yapay zekaya zaman, mekan, eylem ve duyumsama gibi deneyimlerin yaşatma yönünde de deneylerin de yapılması planlanıyor.

Bu tür yapay zekaların geliştirilmesi halinde ortaya yeni nesil bir dizi başka sorun da ortaya çıkıyor. Örneğin yapay zekaya sahip varlıkların hakları olacak mı? Böylesi bir durum sadece teknik bir gelişmeden ziyade bir varoluş sorunu olarak değerlendirilecek mi? Söz konusu varlıklar eylemlerinden birey olarak sorumlu tutulacak mı? Acı çekme potansiyeline sahip olacaklar mı? Cezalandırılabilecekler mi? Cezalandırılabilirlerse bu nasıl olacak? İnsanlar hakkında karar alma, onları yönlendirme gibi faaliyetleri gerektiren sosyal konumlara gelebilecekler mi?

Görüldüğü gibi yapay zeka çağının getireceği sorunlar meselenin derinlerine girdikçe daha da artıyor.

İnsan merkezli düşünce sistemimizin sınırlarını zorlayan yeni bir toplumsal yaşamın şafağındayız. Burada soracağımız sorular sadece teknik değil aynı zamanda felsefi cevaplar gerektiriyor.

Son 5 yılda yapay zeka uygulamaları hayatımıza birçok alanda giriş yapmış durumda. Dergimizin bu sayısında yapay zekanın sınırları, insan düşüncesinin biyolojik temelleriyle, yapay zekanın maddi temeli arasındaki fark ve benzerlikler, insan bilinci ve yapay zekanın bilinç oluşturma kapasitesi, etik sınırlar, iş gücü ve ekonomi alanındaki etkileri ve geleceği gibi konuları irdelemeye çalışacağız.

Bu çerçevede yapay zekanın çalışma şekli, potansiyeli, yapay zekanın çerçevesinde yaşanan teknolojik ve felsefi tartışmaları ele alıp okuyucuya yakın ve uzak gelecekte yaşamımızın önemli bir parçası haline gelecek bu teknoloji konusunda bir perspektif sunma amacını taşıyoruz.

 

Editör: Doğan Barış Abbasoğlu

338. sayıyı indirmek için tıklayın.

Yayın Tarihi: 14/05/2025