PolitikART olarak bu sayımızda Kürtlere dönük sansürün farklı farklı boyutlarını ele almaya çalıştık. Sansürü değerlendiren yazar ve görüşmecilerimiz konuyu ekoloji, yaşamdan tasfiye, bireysel deneyimler, toplumsal hafıza, dijital perspektif, hukuki bağlam ve mesleki etki alanları gibi farklı açılarından işliyor.
Çoğu zaman kamu yararı, kişilik hakları ya da “milli güvenlik” gibi temelsiz gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılan sansür, özünde bilgi akışını denetleme ve toplumu kontrol altında tutma aracı olarak çalışır. Sansürün bu genel karakteri, sömürge ve ulusçu tahakküm coğrafyalarında onu egemenler açısından daha sinsi, daha işlevsel ve daha gaddar bir mekanizmaya dönüştürür. Bunu da en iyi Kürdistanlılar bilir. Kürdistan, tüm hikaye ve hakikatleri sansürlenen bir coğrafyadır: “Kürdistan mı? Öyle bir yer yok.”
Sansürün dayandığı temel motivasyon olan inkarın aynı zamanda nasyonalizmin, ulus-devletin ve diğer bütün tahakküm sistem ve yapılarının da temelinde yatması tesadüf olmasa gerek. İnkar, bir davranış kalıbı olarak tüm edimlerini “yapabilmek”ten alır ve uygulandığı anda uygulayıcının gücünü pekiştirir, baskıyı büyütür. Böylece hedef alınan kişi ve şeyler görünürlükten, işitilebilirlikten, dokunulabilirlikten; daha bütüncül bir ifadeyle yaşamdan kolayca menedilebilir. Bu tam da Kürdistan’da yüz yıldır süregelen şey değil mi?
Kendi coğrafyalarında varlıklarına kastedilen Kürtler için sansür tecrit, asimilasyon, politik şiddet, özel savaş ve daha birçok başka mekanizmayla iç içe geçmiş durumda. Ve bu durum, bir halk olarak hem hafızalarına hem de ontolojik varlıklarına dönük Kürtlere karşı geliştirilen saldırıların bütüncül bir okumasını gerektiriyor. Biz de PolitikART olarak bu sayımızda Kürtlere dönük sansürün farklı farklı boyutlarını ele almaya çalıştık. Sansürü değerlendiren yazar ve görüşmecilerimiz konuyu ekoloji, yaşamdan tasfiye, bireysel deneyimler, toplumsal hafıza, dijital perspektif, hukuki bağlam ve mesleki etki alanları gibi farklı açılarından işliyor.
Sayının acımasız zamanlardan amansız mücadelelerle geçmeyi başarmış Kürt halkının düşünsel ve söylemsel varlık alanında hasretini çektiği özgürlüğe bir nebze olsun katkıda bulunmasını diliyoruz.
İyi okumalar
PolitikART
348. sayıyı indirmek için tıklayın.
Yayın Tarihi: 16/03/2026