Hangi çerçeveye koyarsak koyalım kayıplar, aynı zamanda bir devrimci politikanın parçası oldukları için, hep o çerçeveden taşan bir politik fazlaya da sahiptiler. İnanıyoruz ki kayıp yakınları mutlaka kazanacaktır; bu onurlu mücadeleye minicik bir katkı sunabilirsek ne mutlu bize.
Tarihi 1915 Ermeni Soykırımı’na kadar giden kaybetme stratejisi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra sol örgütlerin militanlarına ve 1990’lardan itibaren de bir kontrgerilla stratejisi olarak, Kürt savaşı ekseninde, Kürt özgürlük hareketinin üyelerine, militanlarına ve sempatizanlarına karşı kullanıldı. 1990’larda yüzlerce kişi kaybedildi. PolitikART’ın bu sayısında Türkiye’de zorla kaybedilenlerin izini sürmek istedik. Onları anma stratejilerinin bir parçası olarak, hukuki alanda cezasızlığın konusu olarak ele aldık. Aynı zamanda, kayıplarının izlerinin bugünün politik mücadelesinde nasıl sürdüğünü, ne anlama geldiğini anlatma derdine düştük. Hangi çerçeveye koyarsak koyalım kayıplar, aynı zamanda bir devrimci politikanın parçası oldukları için, hep o çerçeveden taşan bir politik fazlaya da sahiptiler. Kayıplar aynı zamanda bugün ve şimdi’de konuşuyorlar, başka bir dünya için, insanların haysiyetlerine sahip çıktıkları bir Kurdistan ve Türkiye için, bugün hâlâ, siyah beyaz fotoğraflardan bize bakarak, çok güçlü bir sesle konuşuyorlar. Bu sayı, bizim için, o sesin peşine düşmek anlamına geliyor.
Bu sayıda kaybedilenlere hukuk alanında bakan, kayıplar mücadelesinin geçmişini kendi tecrübelerinden bakarak değerlendiren, sanatsal temsil alanında kayıpların anlamı üzerine düşünen, dünyadaki farklı örneklerde zorla kaybetmelere bakan yazılar var. Umuyoruz ki sayımız, kayıplar mücadelesinin çetrefil güzergahlarının, farklı anlamlarının kavranması içi farklı pencereler açar, kapılar aralar.
Bu sayıyı aynı zamanda, bir süredir yaptıkları eylemler işkenceyle, şiddetle engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın mücadelesini bir katkı olarak da tasarladık. Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın mücadelesi hiçbir hukuk kararı olmasa da, kendisi olarak, yeteri kadar meşru ve haklıdır. Ancak bugün, eylemin yapılmasına dair mevcut Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, eylemlerin yapılması engellenmekte, kayıp yakınları ve onlara destek olanlar işkenceyle gözaltına alınmaktadır. Biliyoruz ki onları işkenceyle gözaltına alanlar gidecek, kayıp yakınlarının haklı mücadelesi ise sadece kazanmakla kalmayacak, aynı zamanda insanlık tarihinin haysiyet mücadelesinde hakettiği onurlu yere yerleşecektir. Bu sayıyı, Kurdistan'da ve Türkiye'de ve dünyanın her yerinde, kaybettiklerini bırakmayan, onların sadece anılarına değil politik mücadelelerine de sadakatle bağlanan, siyah beyaz fotoğrafları ve ellerinde kırmızı karanfilleriyle hakikat ve adalet talep eden tüm kayıp yakınlarının güçlü sesine sesimizi katma çabası olarak da hazırladık. İnanıyoruz ki kayıp yakınları mutlaka kazanacaktır; bu onurlu mücadeleye minicik bir katkı sunabilirsek ne mutlu bize.
Yayın Tarihi: 06/11/2023