PolitikART
Toplum-Politika

Suç mahalli karakollar

Sayı: 341
Eren Keskin
Esenyurt’ta G.Y evine gidiyordu. Ekip otosundaki polis, G.Y’ı durdurdu. G.Y, “Sanıyorum üzerimde şort olduğu için beni çevirdiler” dedi. G.Y önce darp edildi, sonrasında araca bindirildi. Ekip otosunda fiziksel şiddete uğradı. Kolluk görevlisi tarafından “Sana benim gibi erkek lazım” diyerek nezarette tecavüz etmekle tehdit edildi. Yargı sürecinde kolluk basit yaralamadan, G.Y görevli memura mukavemetten ceza aldı.

 

İnsanlık tarihi boyunca cezalandırma yöntemi olarak kullanılan fiziksel, cinsel şiddet karakollarda artan ve toplumda derin izler bırakan bir sorundur. Toplumun siyasi yapısı, hukuk sistemi, kültürel tercihleri, güç dengeleri sorunun kökeninde etken olan faktörlerdir. Türkiye'nin imzacısı olduğu birçok uluslararası sözleşme ve yürürlükteki yasaları gözaltında çıplak arama ve her türlü cinsel saldırıyı işkence olarak tanımlamaktadır. Siyasi iktidarın ‘işkenceye sıfır tolerans’ açıklamalarına rağmen, kolluk kuvvetlerini siyasi amaçlar doğrultusunda kullanması, kolluğun  cinsel şiddetin tarafı olarak gündeme gelmesine zemin hazırlamaktadır. Egemen sınıfın güvenliği için var olan kolluk savunmasız bireyleri gözaltı sırasında istismar ederek güç suistimali yapmakta, çifte mağduriyet yaşatmaktadır.

 

Karakollar, bireylerin özgürlüklerinin kısıtlandığı, iradesinin kırıldığı, fiziksel olarak bir başkasının etkisinde oldukları mekanlardır. Cinsel şiddete maruz kalma açısından savunmasız durumdadırlar. Bu sebeple bazı mağdurlar gözaltı ya da ifade alımı esnasında cinsel şiddete maruz kalmaktadırlar. Cinsel şiddet, sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda psikolojik bir travma olduğu için işkence ve kötü muamele ile  eş zamanlı gerçekleşmektedir. Bazı durumlarda fiziksel şiddet, bazı durumlarda psikolojik baskı ile de cinsel bir eyleme zorlanabilmektedirler. Bu eylem, temas gerektirebileceği gibi temas gerektirmeyen davranışları da içerebilir. Bireyler zorla soyulabilir, çıplak fotoğrafları çekilebilir, aşağılayıcı sorgulamalara maruz kalabilir, hatta tehditlerle sindirilmeye çalışılabilirler. Kolluk görevlileri itiraf almak için de cinsel şiddet tehdidinde bulunabilirler.

2015 yılında Adana’da gözaltına alındıktan sonra cinsel işkenceye maruz kalan F.Ş'in çekilen çıplak fotoğraflarının sosyal medyada paylaşmakla tehdit edilmesi en doğru örnektir. Benzer bir vakada Erzurum’da yaşanmıştır. Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde sınava girmek üzereyken sınıfında gözaltına alınan Z.İ. emniyette iç çamaşırlarına kadar soyulduktan sonra işkenceye uğramış ve bu durum deşifre edilmiştir.

Kadınlar, mülteciler, çocuklar, LGBTİ+ bireyler ve cinsiyetçi önyargıların hedefi olan gruplar, karakollarda cinsel şiddetin başlıca mağdurları arasında yer alıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bu tür şiddetin en büyük sebeplerinden biridir. 13 Eylül 2024 günü İstanbul'da Narin Güran protestosu sırasında gözaltına alınan kadınlardan Yasemin Aladağ, "Kadınlar, İstanbul Emniyeti’ne mensup polis memurları tarafından cinsel tacize maruz kaldı. Fiziksel saldırı esnasında kıyafetleri çıkarılan arkadaşlarımızın görüntüleri erkek polislerin kişisel telefonlarıyla çekildi. Erkek polisler gözaltı süreci bitmesine rağmen takip yoluyla kadın ve LGBTİQ+ arkadaşlarımıza yönelik tacizini sürdürdü” diye belirtti.

Cinsel şiddet, insanlık tarihi boyunca var olmuş ve farklı kültürlerde farklı şekillerde ifade edilmiştir. Ancak, uzun yıllar boyunca cinsel şiddet genellikle tabu olarak görülmüş ve açıkça konuşulmamıştır. Mağdurlar, suçluluk duygusu, utanç ve korku nedeniyle seslerini çıkarmaktan çekinmişlerdir. Toplumsal kodlara işlemiş mağdurun suçluluk hali zaten güç ve otorite sahibi kolluk tarafından istismar edilmektedir.

İstanbul'da gözaltına alınan 26 yaşındaki Rus P. A. götürüldüğü karakolda komiser yardımcısı N.K'nın tecavüzüne uğradı. Tecavüz iddiasıyla yargılanan N.K, “Mağdurun rızası vardı, direnmedi, bağırıp çağırmadı” gerekçesiyle beraat ettirildi.

Kolluk görevlisi: “Sana benim gibi erkek lazım”

Şiddete meşruiyet kazandıran toplumsal kodlar, kültürel yozlaşma polis şiddetini normalleştirmektedir. İffetli-iffetsiz kadın tartışması üzerinden yürütülen kadının kamusal alanda yaşamının tartışılması kolluğa şiddet için cesaret vermektedir. Kolluğun uyguladığı şiddeti meşrulaştırmak adına mağdura verilen görevli memura mukavemet cezaları cinsel şiddet faillerini aklamaktadır.

2020 yılında Esenyurt’ta G.Y isimli kadın oturduğu sitede, komşusundan dönüp evine gidiyordu. Site içinde başka şahıslar da vardı. Ancak ekip otosundaki polis, G.Y’ı durdurdu. G.Y, “Sanıyorum üzerimde şort olduğu için beni çevirdiler” dedi. Çıkan tartışma nedeniyle G.Y önce darp edildi,  sonrasında zor kullanarak araca bindirildi. Ekip otosunda fiziksel şiddete uğradı. Kolluk görevlisi tarafından “Sana benim gibi erkek lazım” diyerek nezarette tecavüz etmekle tehdit edildiği  iddia edildi. Devam eden yargı sürecinde kolluk basit yaralamadan, G.Y görevli memura mukavemetten ceza aldı.

Cinsel şiddet vakalarında etkin bir soruşturma yürütülmemesi, faillerin cezasızlık politikalarıyla ödüllendirilmesi, mağdurların adalet arama sürecinde ifşa edilmesi kolluktaki şiddeti meşrulaştırmaktadır.

 

“Direnmedi, bağırıp çağırmadı…”

İstanbul'da bir gece kulübünde gözaltına alınan 26 yaşındaki Rus P. A. götürüldüğü karakolda komiser yardımcısı N.K'nın tecavüzüne uğradı. Tecavüz iddiasıyla yargılanan N.K, “Mağdurun rızası vardı, direnmedi, bağırıp çağırmadı” gerekçesiyle beraat ettirildi. Yaşanan olayda mağdurun sahte kimlikle, çalışma ve oturum izni olmadan, diline hakim olmadığı bir ülkede kamunun gücünü kullanan erk karşısında nasıl direneceği hususu değerlendirilmeden verilen karar güç dengesizliğini açıkça gösterdi.

 

Sanayi devrimi ile birlikte şehirleşme ve nüfus artışı, suç oranlarının yükselmesine ve karakolların kurulmasına neden oldu. Karakolla hedeflenen amaç hukukun üstünlüğünü gözeterek toplumsal düzenin sağlanmasına hizmet etmekti. Ancak şiddeti önlemesi gereken karakollar, cinsel şiddet vakaları ile kamunun hukuka, devlete olan inancını zedelemektedir. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğünü ihlal etmektedir. Şiddet içeren uygulamalar, adalet sisteminin etkinliğini azaltıp ve suçluların cezalandırılmasını zorlaştırmaktadır.

 

 

“Kalk bize striptiz yap…”

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nde görevli avukatlar tarafından düzenlenen 2022 yılı kolluk şiddet raporunda, “Görüşülen kişilerden biri elleri kelepçeli bir şekilde ayakta çok uzun süre bekletildiğini, yine elleri kelepçeli şekilde yere yatırılarak uzun süre bekletildiğini, mülakatlar esnasında tehdit ve hakaretlerin yanı sıra çıplak şekilde soyulduğunu, çıplak haldeyken kendisine sinkaflı hakaret ve fiiller işlenmesi ile tehdit edildiğini, mülakatlar esnasında farklı cisimlerle cinsel saldırıya maruz bırakmakla tehdit edildiğini, bu mülakatta bu tehditlerin artmasının yanı sıra soğuk su ile iki defa ıslatıldığını ve soğuktan dolayı ciddi şekilde üşüdüğünü beyan etmiştir.” Görüşülen diğer bir kişi ise avukatlara, gözaltına alındıktan sonra sorular esnasında polisin kendisine “Kalk bize striptiz yap” dediğini ve sinkaflı hakaretlere maruz bırakıldığını beyan etmiştir..

Devlet, her ülkede cinsellik alanını hukuk aracılığıyla düzenlemeye çalışır. Bu düzenleme, denetlemeyi de içerir.  Kolluk güçleri üzerindeki denetimsizlik şiddeti de artırmaktadır. Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2021/19 sayılı ‘Ses ve Görüntü Kaydı Alınması’ konulu genelgesi ile polise karşı ses ve görüntü alınması engellendi. Genelgede, kamera ile kayıt yapanlar hakkında işlem yapılması istenirken yasağın, nedeni olarak ‘polisin özel hayatının gizliliğini ihlal edeceği’ iddia edildi.  Cezasızlık politikasını meşrulaştıran genelge sistemi de sorgular hale getirmiştir. 2019 yılında tutuklu avukatların serbest bırakılması için yapılan eylemde gözaltına alınan M.D polis aracına bindirilirken bir erkek polisin elle cinsel saldırısına maruz kaldı. Taciz fotoğraflara yansırken, fotoğraflarda polisin yüzü de çok net bir şekilde görülüyordu. Mağdurun sonrasında eylemin utancı yapan polise aittir açıklaması aslında kolluğun kadının vücut bütünlüğüne yaptığı saldırı ile onu alanlardan geri çekemeyeceği göstermiştir.

 

Neler yapılmalı?

Karakollarda cinsel şiddetin önlenmesi için çok yönlü çözüm üretilmelidir. Bu sorunla mücadele etmek için, hem devletlerin hem de toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alması ve ortak bir çaba göstermesi gerekmektedir. Karakolda yaşanan cinsel şiddet, polisin gücünü aşırı ve kötüye kullanımı sebebiyle yozlaşmasına, polis alt kültürüne de bağlıdır. Şiddeti görmezden gelen amir ve memurların hoşgörü ve kayıtsızlığı ‘kardeşlik’ anlayışının ‘sessizlik kanunuyla’ desteklenmesidir. Kolluğun  hukuka aykırı eylem ve işlemleri, ‘sessiz’ hoşgörü ile aklanmaktadır. Bu nedenle cinsel şiddet vakalarının önlenebilmesi için öncelikle yaşanan şiddetle yüzleşmek gerekir. Etkin bir soruşturma yürütülebilmesi için devletin kolluk kuvvetlerini denetlemesi, etkili önlemler alması gerekir. Şiddet öncesi önleyici olması açısından kolluk görevlileri hukuk eğitimi yanı sıra insan hakları eğitimi, toplumsal cinsiyet eğitimi ve etik eğitimi de almalıdır.

Mağdurun adalete erişimini sağlayacak mekanizmalar da geliştirilmelidir. Yaşadıkları travmanın etkilerini azaltmak ve iyileşme süreçlerini desteklemek amacıyla psikologlar tarafından terapi ve danışmanlık hizmetleri almaları sağlanmalıdır. Hukuki süreçlerde barınma beslenme gibi temel ihtiyaçları karşılanmalı, şikayet süreçleri hukuksal destekle yönetilmelidir. İfşa olmalarını engelleyecek her türlü tedbir alınmalıdır. En önemlisi siyasi iktidarın samimiyetle süreci çok yönlü takip etmesi sağlanmalıdır.

 

Yayın Tarihi: 11/08/2025