Kürt halkının, binlerce yıllık esaret altında kurduğu özgürlük düşü destanlarına şekil vermiş ve destanları da Kürtlerin uçma hissinin peşini asla bırakmamasını sağlamıştır. Bunu Kürt Özgürlük Hareketi’nin son 50 yıldır sürdürdüğü büyük özgürlük mücadelesinin feyiz kaynağı olarak gösterebileceğimiz Derwêşê Evdî destanında görebiliriz.
Külliyat, -teknik özellikleri dışında- yaşanmış olması muhtemel olayların doğaüstü unsurlarla süslenerek anlatılan; toplumların ulusal değerlerini, beklenti ve hakikatlerini merkezine alan anlatılar olarak tanımlar destanları. Destanlar, uzun bir tarihsel akış içerisindeki toplumsal düşünce birikimlerinin ürünüdür. Anlatılageldiği toplumların mitolojik arka planından beslenerek içinde yaşanan zamana ilişkin talepler oluşturur, kolektif geleceğe dair tasvirlerde bulunur. Toplumların karakteristik özellikleri ve kimlikleriyle doğrudan ilişkilidirler. Bu bağlamda Kürt destanlarını incelediğimizde bu halkın tarihsel esaret ve özgürleşme arzusunu okuyabiliriz. İstisnalar dışında her biri kolektif hikaye örgülerinin savaş meydanlarına kadar taşınması şeklinde kurgulanmıştır. İçlerinde aşkla bütünleşmiş özgürlük talepleri barındırırlar. Ancak Kürt destanlarının bir diğer önemli özelliği, külliyatın tanımını zorlayacak şekilde, yaşanmış olması muhtemel olayları insan irade ve becerisinin sınırları içerisinde, yani doğaüstünden pek de medet ummadan anlatabilmesidir. Kürt destanları anlatıyı, insan kapasitesinin ötesinde kurgulamaktan kaçınır. Anlatının kahramanları, insanlığın tevazu sınırlarında gezinir. Bu durumu, “dümeni egemenlerin elinde olan bilgi gemisinin yelkenlerini delmek” şeklinde okumak tercihen de olsa mümkündür. Tarihi yazılmaktan, hakikati görülmekten, talebi duyulmaktan imtina edilen halkların özgürlük talepleri elbette ki külliyatın dışına çıkacaktır. Yazarımız Meltem Yıldırım, bu sayıda yer alan Söz, zaman ve destan başlıklı yazısında “İki ayağı üzerinde yürümekten başka bir meziyeti olmasa da uçma hissini demin yere konmuş gibi nereden bilebilir insan?” diye soruyor. Bu sorunun cevabı kuşkusuz, anlatının oluşturduğu taleple ilgilidir. İşte Kürt destanları bu soruya açık bir şekilde “özgürlük” diye yanıt verir. Kürt halkının, binlerce yıllık esaret altında kurduğu özgürlük düşü destanlarına şekil vermiş ve destanları da Kürtlerin uçma hissinin peşini asla bırakmamasını sağlamıştır. Bunu Kürt Özgürlük Hareketi’nin son 50 yıldır sürdürdüğü büyük özgürlük mücadelesinin feyiz kaynağı olarak gösterebileceğimiz Derwêşê Evdî destanında görebiliriz. Derwêşê Evdî aşk, yoldaşlık ve özgürlüğün destanı olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da sıklıkla vurgu yaptığı bir destandır ve inkar edilemez hakikatler barındır; düne, bugüne ve yarına dair. Bu destan aynı zamanda bir özgürleşme modeli olarak Rêber Apo’nun sunduğu Demokratik Ulus’u inşa etmenin yollarını da gösterdiği için üzerinde titizlikle düşünmeye değerdir.
PolitikART olarak “Derwêşê Evdî” dosya başlığıyla hazırladığımız 330. sayımızın, Kürt halkının destansı özgürlük mücadelesinin taçlanacağı günün bir saniye bile olsa yaklaşmasına katkı sunabilmesi umuduyla… İyi okumalar.
PolitikART
Çizimler: Ercan Altuntaş
330. sayıyı indirmek için tıklayın.
Yayın Tarihi: 15/07/2024