PolitikART
Toplum-Politika

Önderlik gerçeği ve komün

Sayı: 344
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi
Önder Apo’nun bu komünalist anlayışı ve yaşam tarzı Kürdistan’da birçok şeyi değiştirdi. “Komün Kürt toplumunda ne yarattı? Zihniyetimizde ne gibi değişimler geliştirdi?” diye sorarsak: öncelikle kadın-erkek çelişkisinde topluma büyük adımlar attırdığını söyleyebiliriz. Onun pratik eylemselliği ve örgütlenme esaslı tarzı, bir araya gelemez denilen kadın ve erkeği bir arada yaşatır hale getirdi. Birbirini tamamlayan, geliştiren, ortak anlayış ve yaşam tarzına sahip olan, özgür yaşam felsefesinde netleşmiş ve bütünleşmiş kadın ve erkek kişiliklerini açığa çıkardı. Eskinin kadınlık ve erkeklik formları aşılmaya çalışıldı.

Gerek soluduğumuz politik atmosfer gerekse de çağın önümüze koydukları nedeniyle bundan sonrasında komünü çok daha fazla tartışacağımız görülüyor. Elbette komün, yabancısı olduğumuz bir gerçeklik değil; yıllardır komün şeklinde yaşıyoruz. Yine toplumsal gerçeklik anlamında da bir komün gerçeğimiz var. Fakat esas olarak bizleri bu konuda netleştiren, komün olarak yaşamamızı sağlayan, komünün gerçekliğini derinliğine kavramamızı sağlayan Önder Apo ve şehitler gerçeğidir.

Dikkat edilirse Önder Apo İmralı işkence ve tecrit sistemine alınana kadar hiçbir zaman tek kalmamıştır, hep arkadaşlarla birlikte, bir toplulukla birlikte yaşamıştır. Zaten yürütmüş olduğu eğitim çalışmaları, sürekli insanlarla ilgilenmesi de toplumcu anlayışın sonucudur. Bu da komünalist yaklaşımını doğrudan göstermektedir.

Önderliğin çocukluğunu ele aldığımızda birlikte okula gittiği gruba alfabe ve namaz öğretmesi, kız çocuklarıyla arkadaşlıkları, doğanın içinde olması, çelişkileri… bunların hepsi Önder Apo’nun henüz küçüklüğünde komünü derinden yaşadığını ve büyüdükten sonra bunu bir örgütlülüğe çevirdiğini, kolektif bir bilinç haline getirdiğini belirtebiliriz. Bu yüzden Önder Apo’nun sistemle bütünleşememesi, sistem dışında kendine bir arkadaş grubu örgütleyerek ilk komünü oluşturması tesadüf değildir.

İdeolojik grup dönemini ele alalım: Önder Apo’nun Mamak Zindanı’ndan çıktıktan sonra Kemal ve Haki arkadaşlarla tanışması, onlarla birlikte aynı evde kalması, ilk düşüncelerini onlarla paylaşması komünal yaklaşımının en somut örneğidir. Bu komün sadece kendisiyle sınırlı kalmıyor; Önder Apo aynı zamanda başka komünler de örgütlüyor. Bu komünler kendi ekonomilerini oluşturuyor, paylaşıyor ve ortak çalışıyorlar. Birbirini tamamlama, geliştirme yaklaşımları içindeler ve bu durum ev içi sorumluluklar açısından da öyledir. Evin tüm işleri komünal anlayış ve kolektif tarzla yürütülür. Bazı arkadaşlar yemek yaparken bazı arkadaşlar bulaşık yıkar.

Yine politika konusu da böyledir. Kapitalist modernitenin hiçleştirdiği birey, komünle değer bulmuştur. Daha doğrusu komün, bireyi inisiyatifli ve dinamik kılmıştır. Her tartışma ve karar ortak yürütüldüğünden kendisini sorunların çözümünden sorumlu gören kişilik ve anlayış ortaya çıkarmıştır.

Bazı arkadaşlar yazı yazarken bazı arkadaşlar araştırma yapar. İlk manifestonun yazılması komünal şekilde olmuştur. Önder Apo arkadaşlarla yürüttüğü tartışmalar sonucunda Hayri Durmuş arkadaşın kaleme almasıyla ilk manifestoyu yazmıştır. Sonraki süreçlerinde de hiçbir zaman komünsüz yaşamamıştır. Dikkat edilirse Önder Apo İmralı işkence ve tecrit sistemine alınana kadar hiçbir zaman tek kalmamıştır, hep arkadaşlarla birlikte, bir toplulukla birlikte yaşamıştır. Zaten yürütmüş olduğu eğitim çalışmaları, sürekli insanlarla ilgilenmesi de toplumcu anlayışın sonucudur. Bu da komünalist yaklaşımını doğrudan göstermektedir.

Önder Apo’nun bu komünalist anlayışı ve yaşam tarzı Kürdistan’da birçok şeyi değiştirdi. “Komün Kürt toplumunda ne yarattı? Zihniyetimizde ne gibi değişimler geliştirdi?” diye sorarsak: öncelikle kadın-erkek çelişkisinde topluma büyük adımlar attırdığını söyleyebiliriz. Onun pratik eylemselliği ve örgütlenme esaslı tarzı, bir araya gelemez denilen kadın ve erkeği bir arada yaşatır hale getirdi. Birbirini tamamlayan, geliştiren, ortak anlayış ve yaşam tarzına sahip olan, özgür yaşam felsefesinde netleşmiş ve bütünleşmiş kadın ve erkek kişiliklerini açığa çıkardı. Eskinin kadınlık ve erkeklik formları aşılmaya çalışıldı. Komün içinde bununla çok yoğun bir mücadele verildi. Bu mücadeleyi en yoğun yürüten de Önder Apo’nun kendisi oldu. Kesire ile mücadelesi klasik kadınlık ve klasik erkekliği aşma mücadelesidir. Yine Sara (Sakine Cansız) arkadaş şahsında özgür kadın kişiliğini açığa çıkarmış, kadınla nasıl yoldaşlık yapılacağını göstermiştir. Yine Önderlik, aile ilişkilerinde de çok önemli dönüşümler yarattı. Aile içindeki sorunları tartışarak ve kavratarak aşma yönelimi, Önder Apo’nun örgütlü toplum müdahaleleriyle artık daha çok esas alınmaya başlandı.

Önderliğin komünal gerçekliği, yine savunma anlayışımızda da değişimler yarattı. Mesela bizler, birçok amaçla bir araya gelebiliriz. Zaten komün, ‘kombûn’ yani ‘toplanmak’ demektir. İnsanlar öylesine bir araya gelemez, toplanmazlar. Bu bir araya gelmenin mutlaka bir amacı vardır. Amaç bazen ekonomiktir, bazen siyasidir, bazen savunmadır. Bunların dışında da bir araya gelmenin birçok farklı amacı olabilir. Dolayısıyla kombûn, bir anlamda da kendini savunmak, birbirini tamamlamaktır.

Birey toplumsuz varlık gösteremez. Her zaman bir topluma veya topluluğa ihtiyaç duyar. Bu, Kürt toplumu için daha fazla böyledir. Kürt toplumunda ahlaki-politik değerler hala güçlüdür, çünkü uzun süre boyunca komün olarak yaşamışlardır. Bunu en iyi örnekle kabile örgütlenmelerinde görebiliriz. Kabile örgütlenmesi komünün savunmasıdır. Aslında gerilla tarzı dediğimiz tarz da bunun örgütlenmiş ve bilince kavuşmuş hali oluyor biraz. Fakat gerilla yaşamı, kabile yaşamından farklı olarak tüm yönleriyle komünal bir yaşamdır. Özgür yaşam felsefesi doğrultusunda savunma, ekonomi, düşünsel güç, politika gibi daha da sıralayabileceğimiz tüm alanlarda komple bir kişiliğin yaratılmasını sağlamıştır. Sadece savunan değil bununla birlikte niçin savunduğunu, nasıl savunması gerektiğini açığa çıkaran bir savunma anlayışı yaratılmıştır. Bu anlayış ve pratikle yaratılan kişiliklerin örgütlü ve komünal yaşamı, Kürtler açısından oldukça önemli bir dönüşüm açığa çıkarmıştır.

Yine politika konusu da böyledir. Kapitalist modernitenin hiçleştirdiği birey, komünle değer bulmuştur. Daha doğrusu komün bireyi inisiyatifli ve dinamik kılmıştır. Her tartışma ve karar ortak yürütüldüğünden kendisini sorunların çözümünden sorumlu gören kişilik ve anlayış ortaya çıkarmıştır. Liberalizmde birey öne çıkarılır ama bu birey, güçsüz ve zayıf bir bireydir, çünkü arkasında bir toplumsallık yoktur. Fakat komünde birey manevi ve moral olarak da güçlenir. Arkasında toplumun büyük gücü olduğundan kendisine karşı daha özgüvenlidir.

Bu çerçeveden bakıldığında birçok sosyalist çevrenin, komünü sadece ekonomi bağlamında ele alması dar bir yaklaşımdır. Oysa ki sadece ekonomi değil, bizi esas yaşatanın komün olduğunu derinliğine kavramamız gerekir. Komün olmazsa doğru arkadaşlıklarımızın, güvenliğimizin, politikamızın, dolayısıyla kararlarımızın da olamayacağını bilmeliyiz. Komün olmasa nefes bile alamayız. Günümüzdeki örneklerden bunu anlayabiliyoruz. Komün anlayışı olmadığından toplumun en savunmasız kesimi olan kadın ve çocuklar göz göre göre katledilebiliyor. Bunu hissedersek komünün ne demek olduğunu ve neden kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Sonuç itibariyle Önder Apo’nun komün anlayışını doğru kavramak istiyorsak öncelikle Önder Apo’nun yaşamını doğru anlamalıyız. Dili, temposu, tarzı bu kadar komünal olan Önderliğin, İmralı işkence ve soykırım sistemi içerisinde de komün tarzında yaşaması şaşırtıcı olmamalıdır. Önder Apo, İmralı’yı bir felsefe komünü olarak adlandırdı. Yapılan felsefenin kendisi komündür ve örgütlenmesi de komündür. Bu da Önder Apo’nun çağımızın en büyük komünalist kişiliği olduğunu gösterir. Bu yüzden her birimiz bu gerçekliği derinden görmeli ve anlamalıyız. Önderlik gerçeğinin baştan başa bir komün olduğunu bilip devrimciler olarak bu gerçekliğe göre kendimizi ele almamız ve değişim-dönüşümden geçirmemiz gerekiyor.

 

Yayın Tarihi: 18/11/2025