PolitikART
Çeviri

Nazi propagandası, Yahudileri insanlıktan nasıl çıkardı?

Sayı: 327
Miguel Ángel Criado
Nazi dönemine ait konuşmalar, broşürler ve makaleler üzerinde yapılan dilbilimsel analiz, Alman faşizminin nefreti körüklemek ve soykırımı haklı çıkarmak için Yahudileri insanlıktan nasıl çıkardığını gösteriyor.

1942'de Ukrayna'nın Kharkiv kentinde sergilenen Alman propaganda posterleri. 

 

Çeviri: Serap GÜNEŞ

Sıçanlar, bitler, hamamböcekleri, tilkiler, akbabalar… Bunlar, Nazilerin Yahudileri aşağılamak, onlarla alay etmek ve onları dehümanize etmek (insanlıktan çıkarmak; insan olduklarını inkar etmek; insandan aşağı olduklarını ima etmek) için kullandıkları hayvanlardan sadece birkaçı. Nazi konuşmaları, makaleleri, broşürleri ve posterleri üzerinde gerçekleştirilen yeni bir dilbilimsel analiz, Naziler iktidara gelmeden önce başlayan bu anti-Semitik insandışılaştırma sürecinin vahşeti/soykırımı haklı çıkaracak şekilde zamanla nasıl güncellendiğini gösteriyor.

Holokost'tan önceki yıllarda, Yahudiler insani duygulardan yoksun varlıklar olarak temsil edildi. Nazilerin onları yok etmeye yönelik ilk çabalarına paralel olarak, Avrupalı Yahudiler, kötülük failleri, iblisler, dolap çeviren hain bir çete olarak tasvir edildi. Bunun sonucu, kitlesel olarak ortadan kaldırılmalarının önündeki ahlaki engellerin aşılmasıydı. Nitekim savaşın sonunda Üçüncü Reich, altı milyon Yahudi'yi sistematik olarak yok etti.

Stanford, Kaliforniya ve Tel Aviv üniversitelerince yapılan yeni bir araştırmada 1927-1945 yılları arasında yürütülen Nazi propagandası psiko-dilbilimsel açıdan analiz edildi. 

‘İnsanlıktan çıkarma ve kitlesel şiddet: Nazi propagandasında zihinsel durum dilinin incelenmesi’ adlı araştırmanın yazarlarından Stanford Üniversitesi’nden Alexander P. Landry, “Yahudilerin, Holokost'a giden süreçte insani zihinsel deneyimlere yönelik yetenekten daha yoksun şekilde tasvir edildiklerini gözlemledik, bu da bu dönemde ahlaki kaygıdan mahrum şekilde muamele gördükleri bir sürecin giderek genişlediğini gösteriyor" diyor.

Nazi propagandasının analizi, nicel veri analizi yoluyla çoğu insanın zaten bildiği bir şeyi doğruluyor: Nazilerin Yahudileri dehümanize ettiği. İncelenen dönem boyunca, duyguları (pasif) ve failliği (aktif) çağrıştıran terimlerin kullanımı hep yüksek seyretse de, Holokost'a giden süreçte bunun iyice arttığı görülüyor.

El Pais Gazetesi’ne konuşan Landry şöyle açıklıyor: “Hem duyumları ve duyguları hissetme yeteneği (pasif), hem de karmaşık düşüncelere sahip olup plan yapma ve kasıtlı hareket etme, yani failliğe sahip olma yeteneği (aktif) ile ilgili terimlere zihinsel durum terimleri diyoruz.”

Araştırmacılar tarafından seçilen sözcük örneklemi arasında, 1941 yazından başlayarak Nazi metinlerinde en çok azalan terim, “aşk” sözcüğünün Almancası olan Liebe olmuş. Aynı dönemde araştırmacılar, bazı sözcüklerin kullanımında bir kayma da tespit etmişler.

Araştırmanın temel teorisi, başkalarının da hissetme yeteneğine sahip olduğunu kabul etmenin, ahlaki kaygıyı teşvik ettiği ve diğerlerine zarar vermemizi önlemeye yardımcı olduğu şeklinde. Diğer yandan, bir kişinin hissetme yeteneğinin olmadığını düşündüğümüzde -yazarların “zihin inkârı” dediği şey– ona yönelik istismar ve şiddeti haklı çıkarmış oluyoruz.

Aşamalı olarak artan bu inkâr, Yahudi nüfusuna karşı yürütülen sistematik vahşetin önünü açtı. Landry, “Ancak Holokost'un başlamasından sonra, Yahudilere artan düzeyde bir faillik atfedildi. Bu, onlara uygulanan şiddeti haklı çıkarmak için, kasıtlı olarak kötü niyetli failler gibi tasvir eden Nazi propagandacılarının, Yahudileri şeytanlaştırma çabalarını yansıtıyor olabilir” diyor.

Araştırma, Holokost'un ilk evresinde Yahudi failliğine yönelik imaların, “şeytani,” “iblis,” “plan” gibi kasıtlılıkla ilgili terimlerin artan kullanımında kendini gösterdiğini ortaya koyuyor. Öte yandan, Holokost tüm dehşetiyle başladıktan sonra, “zihin,” “yardımseverlik” ve “duygu” gibi terimlerin kullanımının azaldığı görülüyor.

Nazi Almanyası'nda iki farklı Yahudi tasviri. Küresel Parazit ve gezgin.

Araştırmacılar tarafından seçilen sözcük örneklemi arasında, 1941 yazından başlayarak Nazi metinlerinde en çok azalan terim, “aşk” sözcüğünün Almancası olan Liebe olmuş. Aynı dönemde araştırmacılar, bazı sözcüklerin kullanımında bir kayma da tespit etmişler. Holokost, “Yahudi Sorununa Nihai Çözüm”ün onaylandığı Berlin’de düzenlenen Ocak 1942 tarihli Wannsee konferansında resmen başlamış olsa da, Doğu Avrupa'daki topluluklara 1941 yazından itibaren toplu katliam ve açlık çoktan uygulanır haldeydi.

“Over: Bütün bir insan topluluğunu ezmek için, onları insan olarak görmek şarttır ve boyun eğmeleri için terörize etmek gerekir. Nazi propagandası genellikle Yahudi halkına belirli insani terimlerle atıfta bulunur. Onları ‘düşman,’ ‘suçlu’ ve ‘hain’ olarak tanımlamak gibi. Bu terimler insanlara uygulandığında anlamlıdır, hayvanlara uygulandığında anlamsız olur.”

Dehümanizasyon teorileri, bireylerin ya da insan gruplarının hissetme yeteneklerinin olduğunu inkar etmenin, onlara zarar vermekle ilgili ahlaki engelleri ortadan kaldırmaya hizmet ettiğini savunur. Bu nedenle Nazi propagandası, örneğin, Yahudileri ve Üçüncü Reich tarafından insandan daha aşağı kabul edilen diğer grupları sık sık kötü görülen hayvanlarla veya bulaşıcı hastalıklarla ilişkilendirmiştir. Ancak araştırmacılar, sürecin bundan daha karmaşık olduğunu anlatıyor. Araştırmanın sonuç kısmında, “Bu kalıplar, Yahudilerin sofistike akıl yürütme yeteneklerinin, insanlık dışı bir ahlaki yoksunlukla beraber gösterildiği bir şeytanlaştırmaya maruz kaldığı iddialarıyla tutarlıdır” deniliyor.

York Üniversitesi’nde psikoloji araştırmacısı olan Harriet Over, Holokost gibi kitlesel şiddet vakalarında dehümanizasyon teorilerini inceliyor. Over, dehümanizasyon kavramının farklı dinamiklere atıfta bulunabileceğini söylüyor: “Bazı araştırmacılar bunu, insanlara asla yapılmaması gereken şekillerde muamele etmek olarak tanımlıyor. Eğer bahsettiğimiz şey buysa, o zaman elbette Naziler Yahudileri insanlıktan çıkardı.”

 

"Yahudi bir piçtir" yazılı bir fotogram ve 'Yahudi' imgesini 'Doğulular', 'Siyahlar' ve 'Hamitler' gibi Nazilerin aşağı

gördüğü diğer 'ırklara' bağlayan çizgiler. - BİRLEŞİK DEVLETLER HOLOKOST ANIT MÜZESİ

Ancak olguyu inceleyen kimileri için insanlıktan çıkarma, öncelikle aşağılayıcı metaforların kullanımına veya insanları hayvanlarla eşitleme eylemine atıfta bulunuyor. Over, “Sözünü ettiğimiz buysa eğer, Nazilerin Yahudileri insanlıktan çıkardığı yine doğrudur. Nazi propagandası Yahudilere haşarat, sıçan veya parazit olarak yapılan atıflarla doludur.”

Bununla birlikte Over, insanlıktan çıkarmanın, esasen bir grubu insandan aşağı görmek ve öyle tanımlamaktan ibaret olan başka bir yolu olduğunu da belirtiyor. Bu şekilde anlaşıldığında, Nazilerin Yahudileri insanlıklarından mahrum bıraktığı iddiası, Over’a göre tartışmalı: “Ben terör sistemlerinin aslında ancak kurbanlar insan olarak değerlendirilirse sürdürülebileceğini savunuyorum. Bütün bir insan topluluğunu ezmek için, onları insan olarak görmek şarttır ve boyun eğmeleri için terörize etmek gerekir. Nazi propagandası genellikle Yahudi halkına belirli insani terimlerle atıfta bulunur. Onları ‘düşman,’ ‘suçlu’ ve ‘hain’ olarak tanımlamak gibi. Bu terimler insanlara uygulandığında anlamlıdır, hayvanlara uygulandığında anlamsız olur. Benzer şekilde Nazi propagandasında öne çıkan mecazlar, Yahudi halkına özgü olduğu varsayılan belirli ruh hallerine, örneğin dünya egemenliğini elde etmek için komplo kurdukları suçlamalarına atıfta bulunur.”

“İnsanlıktan çıkarma süreci barbarlık için gerekli bir ön koşul değildi: Başkalarını insan gibi gördüğümüzde onlara iyi davranma eğiliminde olduğumuz iddiası, iyimserlikten kaynaklanan hatalı bir görüş. Gerçek çok daha kötü: Öyle kötülükler var ki sadece başka insanlara müstahak görüyoruz.”

‘Canavarlaştırmak: Dehümanizasyonun Tekinsiz Gücü’ (Making Monsters: The Uncanny Power of Dehumanization) adlı kitabında, psikolog David Livingstone, ABD’deki linç tarihini ele alıyor. Belgelenmiş kayıtların bulunduğu dönemde (1883'ten 1941'e kadar) linç edilerek öldürülen 4467 kişiden sadece 73'ü beyaz. Nadiren linç edilen Kızılderililer hariç, kurbanların neredeyse tümü siyah. Livingstone, yakın zamanda Arizona Üniversitesi'nde verilen bir konferansta, bu infazların neye benzediğini de anlattı. Buna göre bölgenin dört bir yanından binlerce insan toplanıyormuş bu etkinliklerde. Hatta okulların kapanmasıyla, çocukların katıldıkları da oluyormuş. Tipik olarak kurban, idam edilmeden önce saatlerce işkence görür ve sakat bırakılırmış. Profesör Livingstone, “İnsanlar böyle bir şeyi nasıl yapabilir?” diye soruyor ve sonra bir cevap öneriyor. Dönemin gazete makaleleri üzerine yaptığı araştırmada, linci aktaran haberlerin “canavarın hortlamış hali”, “gayritabii bir canavar” veya New York Sun'da yazıldığı gibi, “bu zamanda görülmüş en insanlık dışı canavar” gibi sıfatları kullanma eğiliminde olduğunu belirtiyor. Linç edilen siyahi kurbanlar, hem insan hem de hayvani özelliklere sahip canavarlar olarak tasvir edilmiş. Livingstone'a göre, Nazi propagandası da Yahudileri böyle tasvir ediyordu.

Livingstone, Nazi propagandasının Yahudilere insan olmayan hayvanlar (örneğin, fareler ve parazitler), suçlular, düşmanlar ve hainler olarak atıfta bulunduğunu gösteren bir araştırma yaptı. Bu bulguya dayanarak, Nazilerin Yahudileri aynı anda hem insan hem de insanlık dışı varlıklar olarak algıladığını ve böylece onları korkunç canavarlar olarak tasvir ettiğini belirtiyor. Onları insani statülerinden çıkarmak, Holokost'a giden yolu döşedi. Bununla birlikte, insanlıktan çıkarma süreci barbarlık için gerekli bir ön koşul da değildi: Başkalarını insan gibi gördüğümüzde onlara iyi davranma eğiliminde olduğumuz iddiası, iyimserlikten kaynaklanan hatalı bir görüş. Gerçek çok daha kötü: Öyle kötülükler var ki sadece başka insanlara müstahak görüyoruz.

Livingstone, “Naziler Yahudileri gerçekten tehlikeli ‘alt-insanlar’ olarak görüyorlardı” diyor. Ancak bu insanlıktan çıkarmanın basit ve anlaşılır bir Nazi planı olduğuna inanmıyor: “Nazilerin Yahudileri insanlıktan çıkarışı, onların yok edilmesini haklı çıkaracak bir strateji değildi. Ondan ziyade, imhalarının temel sebebiydi” diyor. Ve ekliyor: “Bu fikirler mazide kalmış değil. Hala canavarlar yaratıyoruz. Sadece birkaç örnek vermek gerekirse, Avrupa'nın Müslüman ve Afrikalı mültecilere yönelik tutumunda, Etiyopya'daki soykırım savaşında, Myanmar'daki Müslüman karşıtı propagandada, Rusya'nın Ukraynalılara karşı tutumunda, Hindu İslamofobisinde ve Siyahilere karşı Amerikan ırkçılığında bütün bunları görüyoruz.”

 

Yayın Tarihi: 25/04/2024