Jean-Paul Sartre'ın Fanon'un kitabına yazdığı önsözde belirttiği gibi, "kolonilerdeki şiddetin amacı sadece bu köleleştirilmiş insanları el altında tutmak değildir; onları insanlıktan çıkarmaya çalışır. Geleneklerini yok etmek, kendi dilleri yerine bizim dilimizi dayatmak ve kendi kültürümüzü onlara dayatmadan önce onların kültürünü yok etmek için her yol mübahtır." İsrail'in son yüzyılda dünyanın gözleri önünde uyguladığı soykırımcı şiddetin ahlaktan yoksunluğu budur ve şiddetli direnişin kökeninde de bu yatmaktadır; Bazı Fanon okurlarının gözünden kaçmış olabilecek bir gerçek.

Çeviri: Serap GÜNEŞ
Hakikatin "kaydını tuttuğu" iddiasındaki gazete, Filistin ulusal kurtuluşunun, sömürgecilik karşıtlığının en güçlü devrimci düşünürlerinden biri olan Fanon'la arasına girmeye yeminli görünüyor. Onun yerine Filistinliler, bir İsrailli yetkilinin deyimiyle "insani hayvanlar", hatta eski bir büyükelçinin deyimiyle "insanlık dışı hayvanlar" olarak görülmeli.
Şiddete başvuruyorlarsa, bunun nedeni "terörist" olmaları-çalınan vatanlarını geri almak için zamanımızın en etkili devrimci düşüncelerine, yani Fanon'a dayanan meşru bir nedene sahip olmaları değil.
New York Times'ta yakın zamanda yayınlanan bir yazıda, Filistin yanlısı sosyal medya kullanıcıları "bağlamından koparılmış Fanon alıntıları" paylaşmakla suçlanıyor.
Yazar yemin billah ediyor: "Gana'nın Kwame Nkrumah'ı, Hindistan'ın Jawaharlal Nehru'su ve Fanon da dahil olmak üzere sömürgeci baskının boyunduruğundan kurtulan ikonlar benim çocukluk kahramanlarımdı ve entelektüel mihenk taşlarım olmaya devam ediyorlar. Ancak bazen onların ruhunu ve fikirlerini, İsrail ve Filistin olarak bilinen topraklarda kimin yerli olup olmadığını belirlemeye kafayı takmış bir dekolonizasyon anlayışını anlamakta zorlanıyorum."
Peki ama, bu meselenin hangi kısmını anlamak zor? Filistinlilerin (Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve diğerleri dahil) hepsi bu toprakların yerlisi. İsrail, Cezayir'deki Fransızlar, Kongo'daki Belçikalılar, Güney Afrika'daki İngilizler gibi bir Avrupalı yerleşimci kolonisi olarak kuruldu. Bu çok basit.
Yazar, Fanon gibi sömürgecilik karşıtı mücadele ikonlarının Filistinlilerin anavatanları için verdikleri mücadeleyle ilgisiz olduğunu öne sürüyor. Peki ama neden? Mesele Fanon'un başucu metni Yeryüzünün Lanetlileri'nde şiddet konusunda aldığı pozisyon galiba: "Şiddet arındırıcı bir güçtür. Yerliyi aşağılık kompleksinden, umutsuzluğundan ve eylemsizliğinden kurtarır; onu korkusuz kılar ve kendine olan saygısını geri kazandırır."

Laf cambazlığı
Times makalesi, argümanını desteklemek için başka bir Amerikan kaynağına atıfta bulunuyor: "Yazar Adam Shatz, Fanon'un müthiş yeni biyografisi 'The Rebel's Clinic'te (Asinin Kliniği) 'arınma'nın yanıltıcı bir çeviri olduğunu savunuyor: Shatz, 'la violence désintoxique'in (şiddet, zehirden arındırır) İngilizce çevirisinin 'şiddet arındırıcı bir güçtür' şeklinde olması biraz yanıltıcı ve kirliliklerin neredeyse kurtarıcı bir şekilde ortadan kaldırıldığını düşündürüyor' diye yazıyor. “Fanon'un biraz klinik bir ifade seçmesi (detoksifiye), sömürgeci boyun eğdirmenin yol açtığı bir sarhoşluk, sersemlik halinin üstesinden gelmeyi ima ediyor."
E? Yani? Bu, şu anda İsrail'in acımasız bir vahşetle uyguladığı soykırıma maruz kalan Filistinlilere şiddetsizlik vaaz etmek için tasarlanmış kırmızı bir laf cambazlığından ibaret. Bir soykırımın kurbanlarına şiddetsizlik vaaz etmek ayıp değil mi?
Endişe ifadelerinin ve ahkâm kesmelerin büyük çoğunluğu 7 Ekim'de öldürülen İsraillilere odaklanıyor ancak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Ekim ayı sonunda, İsrail'in 700 Filistinliyi öldürdüğü gün söylediği gibi, şiddet o tarihte başlamadı: "Filistin halkı 56 yıldır boğucu bir işgale maruz kalıyor." Aynı yorumcular, İsrail'in on yıllar boyunca acımasızca öldürdüğü ya da sakat bıraktığı on binlerce Filistinli ve kendi vatanlarında yerinden ettiği milyonlarca Filistinli için ya çok az endişe duyuyor ya da onları hiç umursamıyor.
Fanon'un mirası, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, bu konunun dışında bırakılamaz. Fanon kendini, sömürgeleştirilmiş halkları, bugün Gazze'de tam gaz devam ettiğini gördüğümüz türden bir sömürgeci tahakkümün vahşetinden kurtarmaya adamış, devrimci bir düşünürdü.
Aynı metinde şunları da söylemiştir: "Yalnızca şiddet, halk tarafından uygulanan şiddet, liderleri tarafından örgütlenen ve eğitilen şiddet, kitlelerin toplumsal gerçekleri anlamasını mümkün kılar ve onlara bunun anahtarını verir. Bu mücadele olmadan, eylem pratiğinin bu bilgisi olmadan, süslü püslü bir geçit töreni ve trompetlerin gürültüsünden başka bir şey yoktur." Yoksa bu da mı yanlış tercüme?
Shatz şöyle diyor: "Fanon'un sömürgeciliğe karşı silahlı mücadeleyi savunduğu elbette doğru, ancak sömürgeleştirilenlerin şiddetinden bir 'arınma' değil, 'zehirden arınma' olarak bahsetmiştir ki ilki yaygın bir yanlış çeviri. Sömürgecilik karşıtı şiddetin ölümcül biçimlerine ilişkin anlayışı, bir reçete sunmaktan ziyade, sömürgeci baskı altında oluşan intikamcı bir patolojiyi teşhis eden bir psikiyatristin anlayışıydı."
Gerçekten mi? Nasıl yani? Fanon'un detaylandırdığı şiddet, yerleşimci sömürgecilerin çok daha acımasız şiddetine çok spesifik terimlerle karşılık vermektedir. Jean-Paul Sartre'ın Fanon'un kitabına yazdığı önsözde belirttiği gibi, "kolonilerdeki şiddetin amacı sadece bu köleleştirilmiş insanları el altında tutmak değildir; onları insanlıktan çıkarmaya çalışır. Geleneklerini yok etmek, kendi dilleri yerine bizim dilimizi dayatmak ve kendi kültürümüzü onlara dayatmadan önce onların kültürünü yok etmek için her yol mübahtır."
İsrail'in son yüzyılda dünyanın gözleri önünde uyguladığı soykırımcı şiddetin ahlaktan yoksunluğu budur ve şiddetli direnişin kökeninde de bu yatmaktadır; Bazı Fanon okurlarının gözünden kaçmış olabilecek bir gerçek.
Süslü ayak oyunları
Shatz, Fanon'un Fransızca orijinalinin İngilizce çevirisindeki bir hataya işaret ediyor. Kimin umurunda? Bu, Fanon'u Filistinlilerden esirgemek için onun devrimci şiddet teorisini kısırlaştırarak, Fanon üzerinden ayak oyunu çevirmek.
İsrail devletinin öldürücü ve sistematik şiddetine karşı Filistinlilerin şiddet patlamalarının kaynağı Fanon değil. Fanon'un orijinal militan Fransızcasından pasifize edilmiş bir İngilizceye nasıl çevrildiği kimin umurunda? Dünyanın dört bir yanındaki insanlar Fanon'un eserlerini orijinal Fransızcasından ya da kendi dillerine yapılan çevirilerden okuyorlar: Arapça, Farsça, Türkçe, İspanyolca, Hintçe, vs.
Fanon'un sömürgecilikten kurtulmanın gerekli bir aracı olarak şiddeti cesur ve parlak bir şekilde kuramsallaştırmasını kısırlaştırmak için neden İngilizce çeviriye ayrıcalık tanınsın? Fanon'u ilk kez İngilizceye kazandıran çok yetenekli çevirmenlerin çalışmalarından neden şüphe duyalım? Fanon'un ilk olarak kime, nasıl, nerede ve hangi dillere çevrildiği sorusu şu anda yoğun bir akademik ilgi konusu. Filistinliler, İsrail kurşunları ve bombaları üzerlerine yağarken bu bilimsel merakın sonuçlarını mı beklemeli?
Fanon şiddetin tek teorisyeni değildi. Che Guevara'dan Aime Cesaire'e, Karl Marx'tan Hannah Arendt'e ve daha pek çoklarına kadar, çaresiz zamanlarda şiddetin niteliği üzerine düşünen pek çok kişi olmuştur. Fanon'u Fransızca bir cümle üzerinden spekülasyon yaparak pasifize etmek, Filistinlileri "ne pahasına olursa olsun" vatanlarını özgürleştirmek için sürdürdükleri mücadelede pasifize edemeyecektir. Yoksa Malcolm X de Afrikalı Amerikalılar için yanlış mı tercüme edildi? Ne kadar da anlamsız bir debelenme!
Filistinlilerin uyguladığı şiddetin büyük bir kısmı, Siyonistlerin yüzyılı aşkın bir süredir kendilerine uyguladığı uzun süreli, sistematik ve amansız şiddete (en son Gazze'de aralarında binlerce çocuğun da bulunduğu 30.000'den fazla insanın öldürülmesine) doğrudan bir yanıt. Fanon'un şiddete ilişkin teorileri hakkında safsatalarla dolu spekülasyonlar yapmak yerine analistlerin sahadaki gerçeklerden yola çıkmaları gerekiyor.
Avrupalı bir yerleşimci kolonisi Filistin'i işgal etmiş, sömürgeleştirmiş ve gerçek sakinlerinden çalmıştır. Fanon bu hakikat üzerine bilinç kazanmıştır ve bugün onu okumak isteyenleri de bu hakikat bilinçlendirecektir.
Önceki sömürgeci zulümler, sömürgecilerin kalplerindeki iyilikten ya da Mahatma Gandhi'nin onlara nazikçe bunu yapmalarını söylemesinden dolayı sona ermemiştir. Yerlilerin direnişi nedeniyle sona ermişlerdir. ABD'deki yeni yetme Fanon okurlarının öğrenmeye başlaması gereken basit ders budur.
Yayın Tarihi: 14/04/2024