Yapay zeka uygulamalarının yarattığından daha çok istihdamı ortadan kaldıracağı ve “anlam duygusundan yoksun” yeni bir çalışan türü ortaya çıkarıyor. Yeni ekonomik düzende yapay zeka bir çalışan gibi değil, gerçek insanlara hükmeden bir patron.

Kaynak: I, Robot (2004). Yönetmen: Alex Proyas. 20th Century Fox.
Sanayi devriminden yakın döneme kadar olan teknolojik gelişmeler iş gücü alanında kas gücü gerekliliğini ciddi oranda azalttı. Yapay zeka ile başlayan yeni dönemde ise artık üretim araçlarında yalnızca kas gücü değil, düşünsel emek de otomatikleştirilebiliyor. Bu değişim
Yapay zekanın, toplumsal yaşamın önemli bir boyutu olan ekonomik alanda da etkileri uzun bir süren beri tartışılıyor. Bir kesime göre içinde bulunduğumuz çağ “İkinci Makine Çağı”dır. Bu makineler artık sadece otomasyonu sağlamakla kalmaz aynı zamanda karar verme ve yaratıcılık alanına da girerek üretimi olağanüstü bir şekilde arttırır.
Bunun birinci bileşeni hızdır. Örneğin depolarda kol-kola çalışan robot dizileri siparişleri toplama süresi yapay zeka sayesinde saatlerden dakikalara indirilebiliyor. Yine kod tanıma araları normalde bir hafta sürecek bir ek modül yazımını bir günde tamamlayabiliyor.
İkinci noktası da hata azaltmadır. Örneğin yapay zeka doktorların gözlerinden kaçan ya da yanlış teşhis ettikleri film ve testleri incelediğinde aynı hataları büyük oranda yapmadıkları gözlemlendi. Ayrıca kansere dönüşebilecek ya da en erken evrede olan nodülleri de yapay zeka tespit edebildi. Bu gibi alanlarda yapay zekanın kullanımı sonrasında oluşacak tedavi masraflarını azaltma ve ek test ve görüntülemelerin de önüne geçmek gibi avantajlar sağlayabilir.
Üçüncü bileşen ise yeni ürün ve pazar olarak tanımlanıyor. Yapay zekanın kişilerin dijital izlerinden faydalanarak kişiye göre uyarlanmış ürün ve tasarımlarla ekonomiye katkı sunabileceği düşünülüyor. Bu üç bileşenden hareket eden uzmanlar yapay zekanın bir verimlilik patlamasına yol açabileceğin düşünüyor.
Diğer tarafta ise sosyolog Aasron Benanav gibi isimler var. Bu eğilim küresel alanda talebin giderek yavaşladığını ve bu nedenle firmaların çalışan maliyetlerinden kurtulmak için yapay zekayı kullanarak daha az işgücüyle yetineceğini, bu durumda yaşanacak verimlilik artışının da yeni pazarlar oluşturamayacağını savunuyor.
Anlam duygusu zayıf yeni işgücü
Kısacası denge şu soruda gizli: Yapay zeka sayesinde üretilen artı değer nasıl dağıtılacak. Masaya konan seçenekler olağanüstü bir verimlilik mi yoksa kitlesel atıl bir işgücünü mü ortaya çıkaracak?
Yapay zekanın olumlu olacağını düşünen araştırmacılar bu gelişmenin makinelerin sıkıcı hesap yapma işlemlerini üstlenip insanların yaratıcılık ve denetim mertebesine yükseleceğini düşünüyor. Örneğin bir mimar, çizim işini otomatikleştiren yapay zekâ sayesinde daha çok tasarım alternatifi deneyip ve müşterisine zengin seçenek sunabilir.
David Graeber “Saçma İşler” tezinde, otomasyonun kimi zaman “rapor için rapor yazan” işler yarattığını anlatır. Yapay zekâ panellerini izleyen gözetmenler, sürücüsüz araç filosuna uzaktan müdahale eden bekçiler buna örnek olarak gösterilebilir. Bu yeni sınıf iş üretmek yerine sistemi izliyor. Bir açıdan anlam duygusu zayıflıyor ve çalışan ekrana zincirlenmiş bir bekçiye dönüşüyor.
Bulut proleteryası
Hali hazırda Über gibi birçok şirket yapay zekayı, çalışanlarını akıllı telefon üzerinden yönetmek için kullanıyor. Bu şirketlerde sürücü ya da kurye, uygulamada “bağımsız ortak” diye görünüyor ama fiiliyatta robot bir şefe bağlı. Birçok ülkede saatlik ücret trafik durumuna, talep tahminine, hava koşuluna göre otomatik düşer veya yükselir. Çalışanlar bir insanla pazarlık edemiyor, belirlenen ücrete itiraza genelde otomatik yanıt alınıyor.
Aaron Benanav bu dağınık kitleyi “bulut proletaryası” diye adlandırıyor: Fiziksel olarak şehir sokaklarında koşsalar da aynı komut paneline bağlı, sendikasız, hak arama araçları zayıf bir sınıf. Gig ekonomisindeki her yeni yapay zeka özelliği,örneğin bekleme sürelerini kısaltmak için rota yeniden dağıtımı, çalışanı daha sıkı denetime alıyor, kazancın dalgalanmasını artırıyor.
Bulut tekelleri, yeni derebeyler
Yirminci yüzyılda toprağı veya fabrikayı kim kontrol ediyorsa oyunun efendisi oydu; bugün veri alt yapısı aynı rolü üstleniyor. Eleştirmen Evgeny Morozov ve düşünür Nick Srnicek’in de işaret ettiği gibi asıl güç, veriyi değil veriye erişim altyapısını yöneten dev teknoloji şirketlerinde toplanıyor. Amazon Bulut, Google Bulut, Microsoft Azure gibi şirketler ücretli otobanlara benziyor. Şirketler sadece “sunucu” satmıyor; veriye girip çıkan her trafiği ücretlendiriyor.
Davranışların takibi
Sosyal ağlar, harita uygulamaları, akıllı saatler… Hepsi kullanıcı davranışından “artık veri” toplamakta: Nerede yürüdün, hangi tuşta durdun, neye baktın. Bu artık veriler reklam şirketlerine, sigorta firmalarına paketler halinde satılır. Ekonomist Thomas Piketty’nin sermaye eleştirisi burada güncellenir: sermayenin getiri oranı, emekten hızlı artıyor çünkü veri rantı neredeyse sıfır maliyetle büyüyor.
Veri, petrol değil toprak gibidir: Üzerinde yaşarız, işleyene rant doğar. Rant, emeğin değil erişimi kilitleyenin cebine akar; bu da gelir uçurumunu büyütmektedir.
Yeni meslekler: Prompt mühendisleri ve model bakıcıları
Yapay zeka işlemlerinin “paketten çıktığı” gibi mükemmel bir şekilde işlemediğini biliyoruz. Yapay zeka kod yazdıkça, çıkarımlar yapıp veri ayıkladıkça onu sorgulayan ve çıktısını bir süzgeçten geçiren yeni ara roller doğuyor. Bu alanda öne çıkan iki yeni meslek var: Prompt mühendisleri ve model bakıcıları.
Prompt mühendisleri yapay zeka hizmeti sunan kurum içerisindeki büyük dil modellerine doğru soruları sorup hatalı çıktıları ayıklıyor. Yani bir anlamda yapay zekaya girdiyi nasıl değerlendirmeyeceği sorununa çözüm için çalışıyor.
Model bakıcıları ise yapay zeka modellerinin bir taraf özelliği oluşturabilecek davranışlardan kaçınması ya da bir tarafa yakın ya da hizmet eden içerikler üretmesine karşı faaliyet gösteriyor. Bu “bakıcılar” sürekli olarak yapay zeka modellerinin sağlık, hukuk gibi kritik konularda “zararlı” sonuçlara neden olabilecek çıktılarını engellemeye çalışıyor.
Bu yeni meslek grupları sayı olarak oldukça sınırlı olması ve küresel rekabete açık niteliği nedeniyle orta sınıfın çok küçük bir katmanını oluşturuyor ve yapay zeka kullanımı nedeniyle yaşanan istihdam kaybını tazmin etme potansiyeli taşımıyor.
Yayın Tarihi: 19/05/2025