PolitikART
Edebiyat

Edebiyat Eleştirisi ve Eleştiri Edebiyatı

Sayı: 319
Yılmaz Sarı
Entelektüel çalışmaları rant kapısı haline getirmek, bireysel ikbal ve popülizm hastalığıyla kalem sallamak hangi dilde olursa olsun kaybettiren, halk gerçekliğinden ve kültüründen uzaklaştıran, üretimden ve paylaşmaktan koparan tehlikeli etmenlerdir.

Eleştiri kültürünün gelişkinliği toplulukların bilinç, algı ve ilişki biçimleriyle doğrudan ilintilidir. Edebiyat eleştirisi de öyle. Üslubu, usulü, şekli, şemali bizzat edebiyat ortamının, okurunun ve yazanının bilinç, algı ve ilişki biçimlerini yansıtır.

Edebi yayınlardaki yaygınlık ve nicel yoğunluk göz önüne alınırsa eleştirideki nitel ve nicel çoraklık ve güdüklüğü ifade eden tablo daha net görülecektir. Bu tablonun birçok nedeni var. Entelektüel faaliyetlerin bir çeşit rant konusu haline getirildiği bir dönemde yaşıyoruz. Kişi okuyor, yazıyor hadi düşünüyor, üretiyorsa bunun mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Bireysel bir gelişme dürtüsüyle, değişme, derinleşme istenci ile değil, tanınma, görülme, duyulma, yayılma beklentisi ile girişilen her entelektüel faaliyetin ortaya çıkaracağı sonuç yüzeysel, çalakalem, estetikten yoksun, tribünlere ses ve görüntü vermekten öteye gitmeyen işler olacaktır. Eleştiri yaparken kullanılan dilin, yöntemin, biçimin ve tekniğin kalitesi ve çapını temelden belirleyen, yönlendiren, şekillendiren de bu rantçı yaklaşımlardır.  Bir işi “gömmek”, “ezmek” ya da tam tersi “göklere sığdıramamak” üzere kalem edilmiş her “eleştiri” yazısının altında mutlaka bu rantçı yaklaşımlar vardır, edebi kaygılardan ziyade ya ilişkileri gereği ya bireysel veya kurumsal çelişkileri gereği ayaküstü, her yanından hırs dökülen metinler oluşturulabilir.

Edebi eleştiri billurlaşmış, berraklaşmış; hedefi, amacı, çizgisi, niteliği net, belirgin, edebiyat kaygısı taşıyan eleştiridir. En sert, yıkıcı eleştirilerini bile edebiyatın sınırları dışına çıkmadan, kuramla, metinle, edebiyat tarihiyle, aktüel bilgi ve tecrübeyle, metnin damarlarında dolaşarak yapar. Bilimseldir. Bilimselliği günlük kaygılara kurban etmez. İdeolojik, sınıfsal referansları da edebi referansları da yerli yerinde kullanır, bunları üstünlüğe ve anlaşılmaz kibre, kine yaklaştırmaz bile.  Araştırma, inceleme, anlama, görme, gösterme ve anlatımdan, tartışma ve düşünmeden oluşur. Emek işidir. İşçiliği ağır, ince ve değerlidir.

Edebi eleştiri ile kitap tanıtım yazılarını ya da çeşitli “saldırı”, “gömme”, “yüceltme” yazılarını birbirinden ayırt etmek gerekli. Bu ayrışmayı bu metinlerin edebiyatla ilişkileri üzerinden değerlendirmek gerekli. Edebiyat eleştirisi metinle ilişkilenen herkesin ileri veya geri, olumlu ya da olumsuz metin etrafında ufkunu açan, yeni, keşfedilmemiş, girilmemiş sokakları işaret eden metindir. Söz konusu metnin yazarına ya da okuruna değil bir bütün olarak edebiyata seslenir. Kimin ne alacağıyla ilgilenmez.  Metni başka bir yerden, yazarının da bilmediği, keşfetmediği başka bir yerden yeniden kurar, bozar, parçalar, dağıtır, gösterir, söyletir, dinletir, yeniden ve yeniden kurar.

Ayaküstü sarf edilmiş sözlerin bu minvalde edebi değeri yoktur. Olsa olsa bazı duygulara hitap eder, soğurur. Genelde yaşanan da budur. Duygu ve düşüncelerin, çelişki ve çatışkıların kuramsal, estetik eğilimleri yerine kalıplar arası bir takım duygu durumlarına hitabet. Bu en çok Toplumcu Gerçekçilik ve sosyalist yazın adına yapıldığı zaman eğreti duruyor. En çok da buraya yakışmıyor. En çok da buraya oturmuyor. En çok da buraya kaybettiriyor. Son zamanlarda bu tür metinleri sağda solda görmek mümkün.  Yurtsever, toplumcu- Sosyalist gerçekçiliğin kaba slogancılık, yüzeysellik, sığlık ve darlık olarak belletildiği kuşaklara tam da öyle seslenmek tuzu biberi. En acımasız eleştiriyi bu işi incelikleriyle yapmayan, yapamayan bu eleştiricilere yöneltmekten kaçınmamak gerekli. Entelektüel çalışmaları rant kapısı haline getirmek, bireysel ikbal ve popülizm hastalığıyla kalem sallamak hangi dilde olursa olsun kaybettiren, halk gerçekliğinden ve kültüründen uzaklaştıran, üretimden ve paylaşmaktan koparan tehlikeli etmenlerdir.  Yurtsever toplumcu-sosyalist gerçekçi yazının okurla, yazarla, metinle kuracağı ilişki, kaybedilmiş itibarı geri getirmek için, eli maşalı yazılarla değil, kuramın, teorinin ve bilincin içinden derinleşen yazılarla mümkündür. Bu tek başına ayrı ve daha geniş bir tartışmanın konusu ama buradan bu tartışmaya bir paragrafla giriş yapmış olalım.

Edebiyat eleştirisi yoksa o edebiyat güdüktür, sığdır. Ahbap çavuş ilişkileri ve rant üzerinden dönen her şey gibi gridir, geridir, sesi soluğu yoktur. Bir metin eleştirilince edebiyata dâhil olur. Eleştirilmemiş metin yazımı bitmemiş metindir.

Eleştiri bir gelişmedir. Genişlemedir.  Edebi derinleşme ve giderek toplumsallaşmadır.  Bunun için rant peşinde koşuşturmayan eleştirmenlerin ve yazarların daha çok çalışması ve üretmesinden başka seçenek yok. Kürt edebiyatının her rengiyle daha fazla eleştiriye, kuramsal müdahaleye, kavramsal ve imgesel çeşitlenmeye ihtiyacı olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Bu aynı zamanda kurumsallaşmadır. Giderek evrenselleşmedir. Edebiyatın eleştirisini, eleştirinin edebiyatını güncel ve yaşamsal kılmaktır.

***

PolitikArt’ın 316. sayısında yayınlanan “Edebiyatın rolü ve önemi için kısa bir değerlendirme” başlıklı deneme metnimle ilgili gelen eleştiriler üzerine müsaadenizle kısaca demek isterim ki; arkadaşların eleştirileri haklı ve yerindedir. Öyle bir metinde isimler zikrederken daha hassas olmak, genel olmak gerekliydi ve dergicilikle ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklı eksik ifade olmuştur. Ancak genel olarak ifade etmeye çalıştığımı “Kürt Edebiyatı yoktur ya da Kürt edebiyatına emek ve çaba harcanmamıştır” gibi toptan retçi bir yaklaşıma indirgememek ki öyle bir niyetim asla olamaz, gerekir. Özetle devrimci gelişmelerin Kürt edebiyatına yeterince nüfus edememesini değerlendirmeye çalıştığımı ifade etmek isterim.

Yayın Tarihi: 16/08/2023