Kürt govendleri, stranları ve renkleri, yalnızca bir halkın estetik dünyasını değil, aynı zamanda tarihsel baskılara, politik şiddete, yok sayılmaya ve asimilasyona karşı verdiği varlık mücadelesini de dile getirir.
Karanlık zamanlarda
Şarkı söylenir mi?
Evet, şarkı söylenecektir.
Karanlık zamanlar hakkında.
Bertolt Brecht – “The Resistance” (1934)

Sanat, insanlığın en güçlü ifade araçlarından biri olarak tarih boyunca farklı şekillerde anlam kazanmıştır. Özellikle baskı, sömürü ve tahakküm altındaki toplumlar için sanat, bir direniş aracı ve varoluş ifadesi olmuştur. Sanatın bu işlevi, yalnızca estetik bir üretimden ibaret olmayıp toplumsal hafızayı diri tutma, yok sayılan varoluşu görünür kılma ve adalet talebini dile getirme biçimi olarak da ortaya çıkar. Bu bağlamda Kürtler, tarihsel ve kültürel baskı ve şiddete karşı sanatla varlık mücadelesi veren halkların başında gelir. Bu yazı, Kürt varoluşunun inkar edildiği ve yok sayıldığı, Kürtçe şarkıların ve hatta konuşmanın yasaklandığı, Kürt kültürüne dair renklerin “terörle” ilişkilendirildiği bir geçmişten mirasla halay çektikleri için gözaltına alınan kadınların olduğu, Kürt kadın direnişinde hayat bulan ve dünyanın birçok yerinde yankılanan “jin, jiyan, azadî” (kadın, yaşam özgürlük) sloganlarının yasaklandığı, Kürtlüğe dair ifade biçimlerinin, estetik, kültürel ve sanatsal olmalarına bakılmaksızın yok sayıldığı bir zeminden kaleme alınıyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Kürtlerin politik, sosyo-kültürel ve dilsel haklarının sistematik bir şekilde yok sayılması, özellikle Şark Islahat Planı ile başlayıp ve 1980 darbesi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır. Kürtçe’nin yasaklanması, köy ve şehir isimlerinin değiştirilmesi ve kültürel ifadenin engellenmesi, bir halkın kimliğinin yok edilmesine yönelik çabaların örnekleridir.
Kürtçe stranlar (şarkılar) ve govendler (halaylar, danslar) Kürt halkının kültürel hafızasını canlı tutan önemli direniş araçlardır. Her bir nota ve her bir adım, bir halkın belleğini şimdide koruyup, geleceğe aktarırken bu eylemler, Kürtlerin “jin, jiyan, azadi” sloganıyla özdeşleşen özgürlük mücadelesinin de en temel taşlarından birini oluşturur.
Varlık ve Toplumsal Hafıza: Anlam Yaratma Süreci
Heidegger’in “şiirsel varoluş” kavramı, insanın dünyada olma halini anlamlandırırken, sanatın bu süreçteki rolünü de vurgular. Heidegger’e göre insanın dünyada olma hali, yalnızca fiziksel bir varlık düzeyinde değil, aynı zamanda bir anlam yaratma ve dünyayı anlamlandırma süreciyle de ilgilidir. Bu süreçte sanat, varlığın açığa çıkışını sağlayan bir yol olarak görülür.
Maurice Halbwachs’ın kolektif hafıza yaklaşımı ise bireysel hafızaların toplumsal bağlamda şekillendiğini savunur. Bu teoriye göre sanat, toplumsal çerçeveleri görünür kılarak bir halkın hafızasını ve kimliğini inşa eder.
Kürt halkının tarihsel olarak maruz kaldığı asimilasyon ve baskı politikaları düşünüldüğünde, bu yaklaşımlar ışığında Kürtlerin sanat performansları, bir halkın varoluş mücadelesi ve direniş pratiği olarak anlam kazanır. Ancak, baskı ve şiddet rejimlerinde sanat üretmek doğası gereği politik bir eylem olarak algılanıyor olsa da bu bakış açısının oryantalist bir alana çekilebilme potansiyelini de gözönünde bulundurmak gerekir. Özellikle de ‘Batı’nın ‘Doğu’daki sanat üretiminin kendisini sık sık politikleştirme ve egzotikleştirme eğilimi içinde olduğunu söylemek ve bunu, ezen-ezilen, mağdur-fail ve kesişimsel kimliklere dair ortaya çıkan birçok sanatsal ifade biçiminde görmek mümkün. Sanatın bir varlık ve ses çıkarma biçimi olduğunu düşündüğümüzde, Gayatri Spivak'ın “Subaltern (madun) konuşabilir mi?” makalesinde de belirttiği gibi, “ezilenlerin” seslerini çıkarmaları sistematik olarak politikleştirilir. Bu kavramsal çerçeveyi de akılda tutarak varolmaya dair direnişi gösteren Kürt sanat üretimlerini düşünmekte fayda olabilir.
Kürt govendleri, stranları ve renkleri, yalnızca bir halkın estetik dünyasını değil, aynı zamanda tarihsel baskılara, politik şiddete, yok sayılmaya ve asimilasyona karşı verdiği varlık mücadelesini de dile getirir.
Sanatın Politik İşlevi ve Dünya Örnekleri
Sanatın toplumsal değişim ve direniş üzerindeki etkisi, yalnızca Kürt halkına özgü değildir. Nelson Mandela’nın Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı müzik ve şiiri bir direniş aracı olarak kullanması, Pablo Neruda’nın Şili’deki Pinochet rejimine karşı yazdığı şiirlerle bir halkın kimliğini savunması, sanatın estetik direniş işlevine ve varlık mücadelesine dair önemli örneklerdir.
Avustralya'daki yerli halklar da kolonizasyon ve asimilasyona karşı sanatla direnişlerini sürdürmüşlerdir. Aboriginal sanat, sadece görsel bir ifade biçimi değil, aynı zamanda halkların tarihini, kültürünü ve kimliğini yaşatan bir araç olmuştur. Rüya zamanı gibi geleneksel sanat biçimleri, toplumsal hafızada yer tutmuş ve Avustralya'nın yerli halklarının kültürel direnişinin sembolü haline gelmiştir. Claire Coleman’ın ifadesiyle, "tüm yerli sanat, bizim varlığımıza dair bir açıklamadır; varlığımızın silinmesi gerekir ki yerleşik kolonializm zafer kazanabilsin." Bu söz, sanatın, özellikle yerli halklar ve kültürler için, kimliklerini koruma ve varlıklarını sürdürebilme mücadelesinin kritik bir unsuru olduğunu ortaya koyar.
Filistinli şair Mahmud Darwish, Filistin halkının varoluş mücadelesini ve aynı zamanda kimliğin korunması için verilen direnişi şiirlerinde yüceltmiştir. “I Come From There” (1986) adlı şiirinde, “Ben oradan geliyorum ve burada, bu zamanda hatırlıyorum” diyerek, Filistin halkının ve kolektif kimliğinin varlığını, geçmişinden aldığı güçle ifade eder. Bu örnekler de Kürt varlık mücadelesinde olduğu gibi sanatın, sadece estetik bir üretim değil, bir halkın özgürlüğü, kimliği ve direnişinin simgesi olarak bir varlık mücadelesine de dönüşebildiğini göstermektedir.
Sanat, Varlık ve Direniş: Kürt Kültürel İfadelerinin Politik Estetiği
Asimilasyon politikaları ve siyasal şiddet bağlamında, yasaklanan kasetlerin saklanması, Erivan Radyosu’ndan yayın yapılarak Kürtçe şarkıların seslendirilmesi, Kürtçe kaset, dergi veya gazete bulundurmanın suç sayıldığını düşünecek olursak ve tüm bunlara rağmen Şiwan Perver, Ayşe Şan, Aram Tigran ve daha Kürtçe şarkı seslendiren birçok sanatçının eserleri hala Kürtler tarafından dinleniyor ve nesillerce aktarılıyorsa bu sadece bir estetik üretim değil; hem bir varoluş hem de asimilasyona ve çeşitli politik şiddet türlerine karşı direniş mücadelesi olarak kendisini gösterir. Bu isimleri zikretmenin, şarkıları dinlemenin ve aktarmanın kendisi bile politik bir direniş eylemine dönüşebilmektedir. Bu bağlamda, sadece eserin kendisi ya da uygulayıcısı değil, izleyicileri, dinleyicileri de bu kolektif sanatsal direnişin özneleri olarak görülebilir.
Jacques Rancière’e göre, tahakküm mekanizmaları, duyusal ayrımlara dayandırılarak meşrulaştırılır. Bu bağlamda, sanatın duyusal alanı yeniden yapılandıran işlevi, politik bir eylem biçimidir. Kürtlerin sanatsal ifadeleri, mevcut güç yapılarına meydan okuyarak, duyusal ayrımları sarsan ve toplumsal belleği yeniden inşa eden bir estetik direniş biçimi olarak da okunabilir.
Sonuç olarak, Kürt govendleri, stranları ve renkleri, yalnızca bir halkın estetik dünyasını değil, aynı zamanda tarihsel baskılara, politik şiddete, yok sayılmaya ve asimilasyona karşı verdiği varlık mücadelesini de dile getirir. Bu estetik ve kültürel ifadeler, bir direnişin ritmi, bir hafızanın yankısı, bir kimliğin inkâr edilemez sesi olmuştur. Bir halkın birlikte var olma, direnişi paylaşma ve özgürlüğe olan inancını yansıtma biçimidir. Birbirine kenetlenmiş ellerle çekilen her halay, yankılanan her slogan, yalnızca bir kültürel pratik değil, tarihsel baskılara karşı birlikte yükseltilen bir ses, kolektif hafızanın ve varoluşun estetik ve sanatsal bir ifadesi olarak değerlendirilebilir.
Dipnotlar
- Vu, V. (2019, March 12). The art of community resistance: Decolonizing art. The Interfaith Observer. Center for Ecumenical and Interreligious Engagement (CEIE) at Seattle University.
- Zürcher, E. J. (2021). Modernleşen Türkiye'nin Tarihi (4. Baskı). İletişim Yayınları.
- Heidegger, M. (2002). The Origin of the Work of Art. In J. Young & K. Haynes (Eds.), Off the Beaten Track (Translated by J. Young & K. Haynes). Cambridge University Press.
- Halbwachs, M. (1992). The Collective Memory (Translated by L.A. Coser). Harper & Row.
- Said, E. (1978). Orientalism. Pantheon Books.
- Spivak, G. C. (1988). Can the Subaltern Speak? In C. Nelson & L. Grossberg (Eds.), Marxism and the Interpretation of Culture. University of Illinois Press.
- Adeyemi, A. (2023, July 11). Nelson Mandela Day: Art as a catalyst for change. MoMAA. Retrieved from https://momaa.org/nelson-mandela-day-art-as-a-catalyst-for-change/
- Eisner, M. (2018, March 26). What we can learn from Neruda’s poetry of resistance. The Paris Review. Retrieved from https://www.theparisreview.org/blog/2018/03/26/pablo-nerudas-poetry-of-resistance/
- McBride, L., & Smith, M. (2021, October 19). Art as resistance. Australian Museum. Retrieved from https://australian.museum/learn/first-nations/unsettled/continued-resistance/art-as-resistance/
- Tippett, V. (1988). Dreamtime stories: The living testimony of Aboriginal art. The UNESCO Courier: A Window Open on the World, XLI(12), 12–15.
- Coleman, C. (2021, September 23). All Aboriginal art is political: you just need to learn how to read it. The Guardian. https://www.theguardian.com/commentisfree/2021/sep/23/all-aboriginal-art-is-political-you-just-need-to-learn-how-to-read-it.
- İnsan Hakları Derneği. (2009, Mayıs 20). Kürtçenin kamusal alanda kullanılması önündeki yasal engellere ilişkin özel rapor. İnsan Hakları Derneği. https://www.ihd.org.tr/kurtcenin-kamusal-alanda-kullanilmasi-onundeki-yasal-engellere-iliskin-ozel-rapor/
- Rancière, J. (2013). The Politics of Aesthetics: The Distribution of the Sensible (G. Rockhill, Ed.). Bloomsbury Academic.
Yayın Tarihi: 12/12/2024