Rojava’da hissettiğim ve öncesinde hayatımın hiçbir yerinde hissetmediğim bir his daha vardı; Avrupa’da ve bulunduğum diğer yerlerde her zaman azınlık ve toplumun “uç noktalarında” kabul edilirken Rojava’da durum farklıydı. Rojava’da biz tamamen toplumun içerisindeydik, toplum bizdik. Bu müthiş bir histi ve gerçekten umut vericiydi.

Her zaman enternasyonalist eğilimlere sahiptim fakat Rojava Devrimi benim hayatımdaki en etkileyici ve ilham verici devrim olmuştu. Şu an için başka bir yerde böyle bir devrimin olmasını düşünmek bile zor geliyor.
İlk olarak seni biraz tanıyarak başlamak istiyorum, Çîrok kimdir, kendini nasıl tanımlar?
Çîrok 2021 yılında Rojava devrimine destek vermek için gönüllü olarak gitmiş ve 2022’de geri dönmüş bir Avrupalı. Öncesinde de yıllardır Rojava’yı takip ediyordum ve buradaki anarşist, antifaşist ve Apocu arkadaşlarımla birlikte dayanışma çalışmaları yürütüyordum. Çok genç yaşlarımdan itibaren anarşist olduğum için dayanışma hareketinin içerisinde uzun zamandır aktiftim. Her zaman enternasyonalist eğilimlere sahiptim fakat Rojava Devrimi benim hayatımdaki en etkileyici ve ilham verici devrim olmuştu. Şu an için başka bir yerde böyle bir devrimin olmasını düşünmek bile zor geliyor. Kısacası bunlar beni Rojava’ya götüren nedenler oldu. Çîrok oradaki arkadaşlar tarafından verilen bir isim. İlk olarak savaşçı ismim olarak kabul etmedim, bunun uygun olduğunu düşünmemiştim fakat sonrasında hikayeler yazmaya ve fotoğraflar çekmeye başladığımda bu ismin benim için ne kadar uygun olduğunu anladım. Arkadaşlar en iyisini biliyor. Sonrasında bu ismi yazdığım zamanlarda kullanmaya devam ettim.
Kısaca gidiş sürecini duymuş olduk fakat tam olarak Rojava’ya gitmeye karar verdiğin anı sormak istiyorum, neler hissediyordun, bu süreç seni nasıl etkiledi?
Burada devrimci anarşist bir grubun parçasıydım ve aldığımız karar doğrultusunda herkes sırayla Rojava’ya gidecekti. Ben her zaman erteliyordum çünkü bunun çok büyük bir adım olduğunu ve en doğru anda yapmam gerektiğini hissediyordum. Ama dediğim gibi gitmeden 5 yıl öncesinde grupta karar almıştık. Tam karar anını soruyorsan, pandemi dönemindeydi ve gitmemek için artık bir nedenim yoktu. O zamanlarda, Avrupa’da bulunduğum şehirlerdeki toplumsal hareketler, özellikle benim de dahil olduğum hareket yavaşlamaya başlamıştı ve örgütlenmek git gide zorlaşıyordu. Bu anda Rojava benim için en iyi karardı, artık gitmem gerektiğini hissediyordum.
Bu anın sonrasından, gidiş sürecinden devam etmek istiyorum çünkü bildiğim kadarıyla bu yolculuk da zorluydu.
İlk ulaştığım yer Başûr’du. Daha önce hiç Ortadoğu’da bulunmamıştım. Açıkçası öncesinde neyle karşılaşacağımı hiç düşünmedim, aklımda sadece devrim ve devrim için çalışmak vardı. Sonrasında Silêmanî’de bir aydan fazla kalmak zorunda kaldım, çıkamıyorduk. O dönem hava da çok sıcaktı. Diğer arkadaşlar da sıcaktan etkileniyordu ama belki ben çok zayıftım, ilk başta hiçbir şey yapamıyordum. Öncesinde bölgeyle alakalı bilgiler almıştım, KDP’nin politikalarını, PKK’ye karşı tavırlarını araştırmıştım fakat gittiğim ilk zamanlarda bir sokak çatışmasının ortasında kalmıştım. Sonrasında Rojava’ya geçtiğimde, hikayelerimde de bahsettiğim gibi, çok kurak bir dönemdi. Kendime gülerek ilk dediğim şey “Sanırım bir çöle geldim, burası gerillaların yeşil dağları gibi değil” olmuştu. Sürekli bir yerlerde beklemek zorunda kalıyordum, hava çok sıcaktı ve Kuzey Avrupa’dan gelen biri olarak alışık olduğum bir durum değildi. Elbette bunu bir şok olarak tanımlamıyorum ama beklediğimden daha zordu.
Her manzarada bir zorluk olsa da bu zorlukların içinde her zaman güzellikler olduğunu gördüm. Rojava’da olmak sana her zorluğun içinde bir güzellik bulman için umut ve güç veriyor.
Rojava Devrimi için gitmeden önce de dayanışma çalışmalarına katıldığını söylemiştin fakat aktif bir şekilde Rojava’da olmak nasıl bir histi?
Elbette Rojava’da olmayı Avrupa’daki çalışmalarla kıyas etmem çok zor. Avrupa’da bazı zamanlar örgütlenmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum fakat Rojava’da herkes hayatını ortaya koyuyordu. Orda sadece kendimi düşünemeyeceğimi öğreniyordum. Özellikle bireyciliğin ve egonun nasıl yıkıldığını görmek çok hoşuma gitmişti. Burada, Avrupa’da, gündelik hayatta örgütlenmeye çalışmak, insanlarla bir araya gelmek çok daha farklı. Söyleyince biraz garip gelebilir ama orda olmak politik açıdan daha kolaydı. Elbette daha tehlikeli ve zorluydu fakat büyük bir hareketin içerisinde oluyorsun, uzun bir direniş tarihine tanıklık ediyorsun ve bu sayede yapman gerekene odaklanabiliyorsun. Avrupa’da içinde bulunduğum hareketlerde oluşturmaya çalıştığımız temeller yıllardır o kadar güçlü ve sağlam olamadı. Rojava’da hissettiğim ve öncesinde hayatımın hiçbir yerinde hissetmediğim bir his daha vardı; Avrupa’da ve bulunduğum diğer yerlerde her zaman azınlık ve toplumun “uç noktalarında” kabul edilirken Rojava’da durum farklıydı. Rojava’da biz tamamen toplumun içerisindeydik, toplum bizdik. Bu müthiş bir histi ve gerçekten umut vericiydi. Geldiğim günden beri de bu anları buradaki arkadaşlara anlatıyorum ve onların da görmesini istiyorum.

Yazmaya ve fotoğraf çekmeye ne zaman karar verdin? Rojava’ya gitmeden böyle bir fikrin var mıydı yoksa orda mı oluştu?
Açıkçası uzun zamandır sanat ve politika üzerine kısa yazılar yazıyordum ama oraya gitmeden böyle bir planım yoktu. Fakat bir “ecnebi” olarak ilk gittiğim zamanlarda Kürtçem ve Arapçam yeterli olmadığı için etraftaki arkadaşlarla çok konuşamıyordum, bir noktada yazmam gerektiğini hissettim. İlk başta yayınlama gibi bir planım yoktu fakat sonrasında elimde çok fazla yazı biriktiğini fark ettim. Bunları farklı ülkelerdeki arkadaşlarla paylaşmaya başladım ve bir kısmı yayınlandıkça devam etme isteğim de arttı. Fotoğraflara gelirsek, her zaman fotoğraf çekmeyi sevmişimdir. Dijital kameralardan önce de çocukluğumda fotoğraf çekiyordum. Rojava’da çok farklı şeyler gördüğümü ve bunları başka hiçbir yerde göremeyeceğimi düşündüm. Hepsini hafızamda tutamayacağımdan korktuğumda fotoğraf çekmeye karar verdim. Her manzarada bir zorluk olsa da bu zorlukların içinde her zaman güzellikler olduğunu gördüm. Rojava’da olmak sana her zorluğun içinde bir güzellik bulman için umut ve güç veriyor. Bir noktadan sonra elimde binlerce fotoğraf biriktiğini fark ettim. Döndüğümde bir arkadaş bunların içerisinde pek çok güzel fotoğraf olduğunu ve paylaşmam gerektiğini söyledi. Açıkçası kendime hiç güvenmiyordum, arkadaşın önerisi olmasa başlayamazdım. Sonrasında sergi çalışmalarına başladım, farklı yerlerde sunumlar yaptım ve çeşitli edebiyat söyleşilerine de katıldım. Bu kadar ilerleyeceğini beklemiyordum.
Rojava’da yazdığım ve yayınlamadığım 2 tane hikayem var, onları yayınladıktan sonra duracağım çünkü orda kısa bir süre kalmışken, yıllarca üzerine konuşmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette gelecek planlarımın başında tekrardan Rojava’ya dönmek var, umuyorum yakın zamanda ulaşırım.
Sergilerin için farklı ülkelere gidiyorsun. En son Finlandiya’da ve Letonya’da sunumların olmuştu. Katılımcıların hikayelerini okudukları zaman, fotoğrafları gördükleri zaman yaklaşımları nasıl oluyor? Pek çok insan Rojava Devrimiyle ilk defa karşılıyor olabilir, neler soruyorlar?
Açıkçası katıldığım etkinliklere göre değişmekte. Mesela Riga’da bir grup gençle bir araya gelmiştim. Rojava hakkında çok bilgi sahibi değildiler, sadece Rojava değil genel olarak Ortadoğu’yla alakalı bilgileri yoktu. Onlara Rojava’yı anlatmak beni biraz zorlamıştı. Fakat katıldığım pek çok anarşist kitap fuarında insanlar çoğunlukla Rojava’yı hali hazırda tanıyor, ilgi duyuyor ve konuşmak istiyor. Genel olarak her yerde uzun tartışmalar ortaya çıkıyor, insanlar Rojava üzerine konuşmak istiyor. Dediğim gibi farklı dönüşler olmakta ama insanların ilgi göstermesi, değerli bulması beni de daha çok motive ediyor.

Çalışmalarına devam etmek istediğini söylüyorsun, planların nelerdir?
Bir fotoğraf kitabı üzerinde çalışıyorum ve gerçekçi durmasa da bu sene bitirip, gelecek baharda yayınlamayı düşünüyorum. Rojava’da yazdığım ve yayınlamadığım 2 tane hikayem var, onları yayınladıktan sonra duracağım çünkü orda kısa bir süre kalmışken, yıllarca üzerine konuşmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette gelecek planlarımın başında tekrardan Rojava’ya dönmek var, umuyorum yakın zamanda ulaşırım.
Yayın Tarihi: 27/11/2024