Pakistan Zorla Kaybedilmeleri Araştırma Komisyonu, Belucistan'da 2014-2019 yılları arasında 5.000 zorla kaybetme vakası yaşandığını bildirdi. Yerel insan hakları grupları, bu sayının 20.000'e kadar çıktığını ve 7 bin kadarının ölü bulunduğunu söylüyor. Şiddetin ve kıyımın dozajı son 10 yılda inanılmaz boyutlara ulaştı.
Toplu katliamlar son yüzyılın bir karakteristik özelliği haline geldi. Dünyanın bir çok yerinde yaşanan katliamlar, haber bültenlerinde istatistiki bilgilere dönüştü. Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne göre “bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla tümünün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetinin bulunması gerekir” tanımına rastlıyoruz. Tanımlamadaki söylem oldukça radikal ama eylem karşılığı yok. Bir halk baskı altına alınıp asimilasyon ve sömürge cenderesine girdiğinde, zorla kabul ettirilen kölelik, dili, kültürü, tarihi, eğitimi ve toplumu yozlaşır. Sömürgecinin öz benlik yitimini sağladığı süreç fiziki kıyıma doğru gidilen zaman aralığıdır. Soykırımımın başlangıç noktası o toplum ya da halkın bir hiç olarak görülmesidir. Soykırım asıl olarak öz benliğin yitimi ile başlar. Aidiyet duygusu ortadan kalktığında katliamlara kapı da aralanmış olur.
Dünya tarihi soykırımı Holokost ile tanımlamaya ve diğerlerini göz ardı etmeye meyillidir. Etnik ve dini aidiyetlerin ayrıştırılması başta çok masum ve bir tanımdan öte görülmese de milliyetçilik ve dincilik girdabı o noktada ötekileştirmenin tanımı haline dönüşür. Nazi Almanya’sının Yahudilere 1941-1945 aralığında uyguladığı soykırım geride 6 milyon ölü insan bıraktı. Katliamın başlangıcını çok ötelere dini farklılıklara, İsa’nın çarmıha gerilmesi olayında Yahudilerin rolüne atıflardan başlatılabiliyor. Ancak bu pogromlarda katledilen insanların günahsız olduğunu değiştirmeyecek. Birkaç yüzyıla yayılmış sistematik bir Asya soykırımından bahsedilecekse bunun en belirginlerinden biri de Beluclara uygulanan soykırımdır. Yeni ve eski yöntemlerin her birinin üzerlerinde uygulandığı bu halk için birçok kesim Kürt’tür diyor. Kader birliğimiz coğrafi sınırları aşıyor.
Talan ve itiraz
Birçoklarının Pakistan’da önemli bir liman kenti olarak bildiği Gwadar bir devlet politikası olarak yoksullaştırılmış Belucistan’ın Arap Deniz’ine stratejik erişimine sahip ve doğal kaynaklar açısından en zengin bölgesidir. Soykırımın ekonomik ayağını oluşturan talan ekonomisi burada geniş bir uygulama alanı buluyor. Pakistan'ın diğer eyaletleri bu liman üzerinden gelişen ticaretten ve bölgenin yer altı kaynaklarının (doğal gaz) yarattığı zenginliği talan ederken, Belucistan derin bir yoksulluğun pençesinde. Son yılların itirazı bunun üzerinden gelişiyor. Beluc siyasi çevreler ve aktivistler “bizden çalmayın” diyor. Pakistan bu kaynaklar ile zenginleşirken Belucistan’ın çoğu bölgesinde temiz su ve güvenilir elektrik bulunmuyor. Belki de Beluc soykırımını anlatmaya buradan başlamak en doğrusudur.
5 yılda 20 bin faili meçhul
Soykırım politikalarının asıl uygulama alanı askeri ve etnik temizlik olsa da bunun mali kaynağı yine sömürülen toplumdan çıkartılıyor. Düşman kavramı Beluc direnişçilerle sınırlı değil. Pakistan hükümeti ve güvenlik güçleri Beluc liderlere, insan hakları gruplarına, gazetecilere, aktivistlere ve sivillere zorla kaybetme, işkence ve yargısız infaz yoluyla baskı kurup geriletmeye çalışıyor. Pakistan Zorla Kaybedilmeleri Araştırma Komisyonu, Belucistan'da 2014-2019 yılları arasında 5.000 zorla kaybetme vakası yaşandığını bildirdi. Yerel insan hakları grupları, bu sayının 20.000'e kadar çıktığını ve 7 bin kadarının ölü bulunduğunu söylüyor. Şiddetin ve kıyımın dozajı son 10 yılda inanılmaz boyutlara ulaştı. Sebep ekonomik ve jeo-stratejik gibi anlamaya müsait.
“Beluc Soykırımı, öncelikle uluslararası ilginin eksikliği ve Pakistan'da bu sistematik Soykırımı araştıracak ve vurgulayacak bağımsız bir otoritenin bulunmaması nedeniyle sıklıkla tanınmamakta ve gizli kalmaktadır... Yoğunlaşan askeri saldırganlık binlerce Beluc’un ölümü, zorla kaybettirilmesi, köylerin yakılması ve zorla göç ettirilmiş insanlar olarak yaşamaya zorlanma şeklinde sürüyor. Ölüm Mangaları, devlet ve devlet dışı aktörler, Belucistan'da bu politikalarla soykırım uyguluyor”
Koridor için göçertme
Dünya Çin’in tüm ekonomiyi ve alt yapıyı yeniden dizayn ettiği stratejik ilişkileri değerler silsilesine tercih ettiği bir zamandan geçiyor. Batının yüzyıllardır yaptığını şimdi doğunun egemen gücü yapıyor. Asya ‘Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve uzantısı projelerle eski Dünya’nın kalanına bağlanıyor. Pakistan nüfusunun yalnızca yüzde 5’ini oluşturan Beluclar geçmiş yıllara göre kat be kat artan bir saldırı altında; göçertme, faili meçhul ve bilinçli yoksul bırakma rutin hal alıyor. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC), Çin'i en kısa yoldan Arap Denizine bağlayacak. Pakistan, Belucistan'daki Gwadar Limanı'ndan Çin'in Sincan bölgesine giden bir yol inşa etmek, Gwadar Limanı'nı genişletmek ve daha fazlası için Çin'den milyarlarca dolar kredi aldı. Beluclar, Çin'in Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki ticareti birleştirme ve genişletme hedefinde bir paydaştan ziyade bir engel olarak görülüyor. Gwadar Limanı'nın genişletilmesi sırasında sivil yerleşimlerin etrafındaki askeri varlık, taciz ve kayıplar arttı. Pakistan tüm soykırım bölgeleri gibi sağlıklı bilgiye ulaşmanın imkansız olduğu bir 'bilgi kara deliği' gibidir. Pakistan hükümeti gazetecilerin kilit bölgelere erişimini engelliyor.

Nerede bu Belucistan?
Günümüzde kesin nüfus kayıtları Beluclar için de çok belirgin değil ancak Pakistan, Afganistan ve İran’ın nüfus sayımlarında Belucistan olarak her üç ülkenin kabul ettiği coğrafyada çoğunluk oldukları dile getiriliyor. Belucistan ülkesi idari olarak üç ülkenin sömürgeleştirdiği bir yer. Belucistan’da en büyük nüfus Pakistan içindeki Belucistan eyaletinde yaşıyor. Pakistan genelinde 12 milyon, İran'da ise yaklaşık 2,5 milyon Beluc yaşıyor. Afganistan’ın da Nimruz Eyaletinin Chahar Burjak Bölgesi ve güney Helmand ve Kandahar eyaletlerindeki Registan Çölü Belucistan kabul ediliyor.
Tarihe yön veren karşılaşma
Asya’da Med-Part kültürel kökleri ve dilleri eski Sanskritçe’den* kopan diller ailesinde yer alan Beluclar bu yüzden Kürtlerle yakın akraba olarak kabul ediliyor. Halk olarak bir kaç yüzyıldır soykırıma karşı mücadele yürütüyorlar. Yüzyıllar boyu süren katliam ve kıyımların başlangıcı 3. Darius’a kadar uzanıyor. Günümüz Pakistan’ında günübirlik faili devlet katliamı ile yüzleşen Beluclardan batı tandanslı tarihte ilk bahseden Heredot’tur. Greko-Romen uygarlığının oluşumunda belirleyici olan Büyük İskender ve İmparator III. Darius arasındaki savaşlarda Beluclar son Ahameniş imparatoruyla müttefikti. Shustheri'ye III. Darius’un Arbela'da topladığı orduda Beluc kuvvetlerinin bulunduğu ve komutanlarının Berzanthis olduğu yazar. Bu savaşa Medlerin “Ölümsüzler”i de komutanları Ozbed’in komutasında katılmışlardı. Kaderin cilvesi odur ki, Beluclar da Kürtler de kaybeden tarafın bir parçası olarak Makedon güçlerin onlara kestiği cezadan kurtulamadılar.
Kardeş miyiz, akraba mıyız?
Tarihçi Herrison Belucların tamamen Kürt olduğunu ve Moğol-Selçuklu istilaları karşısında savaşarak bu günkü çöl ve asi dağlık bölgesine çekildiklerini söyler. Ortadoğu tarihi üzerine çalışan bir kısım tarihçi ise onların Halep civarından ve Toros uzantısından tersine göçle ilk önce İran’ın bu günkü Kirman bölgesine ardından da son yurtları olan bugünkü coğrafyaya geldiklerini anlatır. Dil ve kullanılan kelimelerin aynılığı kadar kıyafet ve yaşam tarzıyla da örtüşen durum birçok tarihçi ve etimolog tarafından Belucların Kürt olduğu söylemini güçlendiriyor. Yöneticilerine yüzyıl önce Kürtlerin de dediği gibi Mir diyorlar. Aşiretler halinde yaşayan Beluclar genelde göçebe olsalar da son 400 yılda Serdar denilen aşiret liderleri öncülüğünde kentlileştiler. Ancak kıyafetleri Medyan-Part stilini devam ettiriyor. Pakistan içinde kalan Belucistan eyaletinin şimdi görevde olan Başbakanının ismi Mir Serfiraz Ehmed Bugti, oldukça tanıdık değil mi? Bildiğimiz İranlı yazılı kaynaklar tarihte ilk bağımsız Beluc devletinin, Hindistan’daki Moğol Babür imparatorluğuna karşı savaşta kazandıkları başarının ardından ortaya çıktığını söyler.
Türk Genel Kurmayına bağlı faaliyet yürüten, Genelkurmay eski İç Güvenlik Dairesi Şube Müdürü albay Ünal Atabay’da Belucları Kürt, Belucistan’ı da Orta Asya’daki Kurdistan olarak tanımlıyor.

İngiliz işgali ve bağımsızlığa veda
Uzun bir dönem bağımsız yaşayan Belucistan, İran ve Afganistan ile ilişkileri olan Kalat Hanlığı adıyla 1800’lü yıllara dek ulaşır. Son bağımsız Belucistan olan Kalat Hanlığı, bugünkü Pakistan ve Afganistan topraklarındaydı. Britanya güçleri Marri aşiretinin hanedan olduğu Kalat Hanlığına 1839'da sömürgeleştirilmiş Hindistan ve kendi askeri birlikleri ile saldırdı. Belucların Peştularla birlikte yönettiği ülkelerinin talihsizliği İngilizlerin Shikarpur, Jacobabad (Khangadh), Dhadar, Bolan üzerinden Kandahar'a giden "İndus Ordusu"na malzeme geçiş hattı üzerinde olmalarıydı. Böylece rahatlıkla gözden çıkarıldılar. Geçiş hattı halen de Pakistan’daki Belucistan Eyaletinin başkenti Quetta ve Khojak Geçidini kapsıyor. Çoğunluğu Beluc olan hanlık 30 yıllık çetin bir savaşın ardından 1870’te son buldu.
Jeo-politik hesap
Britanya'nın Belucistan'daki hesabı ekonomik olmaktan çok askeri ve jeopolitikti. Britanya Belucistan’ı tutarak İran ve Afganistan'dan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi savuşturacağını düşündü. 1840'tan itibaren Belucistan'ın tamamında İngiliz yönetimine karşı genel bir ayaklanma vardı. Beluclar ülkelerinin Afganistan’a bağlanmasını ve bir kukla devlet başkanı tarafında yönetilmeyi kabul etmediler. Başlayan savaş Pakistan’ın kuruluşunun ardından da sürdü. Müslüman-Hindu ayrımı Pakistan ve Bangladeş’in kurulması ile sonuçlanırken Belucistan’ın işgalini ve sömürge durumunu derinleştirdi. Yeni sınırlar Belucların 3’e bölünmüş ülkesi üzerinde Müslüman üst kimlikli nükleer bir batı ittifakının kurumlaşmasına sebep oldu. Etnik kökleri ve kültürel alt yapısı derin olan hiçbir halk üst kimlik benzetmesini kabul etmemiştir. Dolayısıyla Müslüman üst kimliğiyle oluşan yapıya Beluclar da direnç gösterdi.

Sistematik soykırım başlarken
Modern Pakistan devletinin kuruluş aşamasında uzun zamandır Kalat Hanlığı olarak yaşayan Belucistan tekrar tarih sahnesine çıktı. Pakistan, 11 Ağustos 1947’de kurulan bağımsız Belucistan'ı bir yıldan az bir süre sonra, 27 Mart 1948’de askeri olarak işgal etti. Sömürgecilik ve soykırım bir biri ile kardeş iki uygulama olarak tarih boyunca karşımıza çıkmaya devam ediyor. Belucistan özgür insanların toprağı olarak yaşama inadını 70 yıl boyunca en az 7 kitlesel isyan ile gösterdi. Belucistan’da yaşanan soykırım son 20 yılda geride 20 bin kaybedilmiş insan bıraktı. Devlet güçleri ve devlet yanlısı paramiliter grupların katledip toplu mezarlara gömdüğü 7 binin üzerinde cenazeye ulaşılsa da Pakistan hükümeti Birleşmiş Milletlerin (BM) şeffaf bir araştırma yapması için izin vermiyor.
Toplu köyler, toplu mezarlar
Soykırımda zorla kaybedilen Belucların cesetlerinin toplu mezarlarda, yol kenarındaki hendeklerde, nehirlerde ve uzak bölgelerde bulunması şaşırtıcı değil. 2014 yılında Belucistan'ın Khuzdar ilçesine bağlı Totak kasabasında Asya İnsan Hakları Komisyonu'na (AHRC) göre 169 cesedin bulunduğu sekiz toplu mezar keşfedildi. Benzer şekilde Belucistan'ın Panjgoor ve Turbat ilçelerinde de çok sayıda toplu mezar keşfedildi. 2011 yılında Pakistan ordusu, Khuzdar'ın Totak kasabası çevresinde bir operasyon başlatmıştı. Yüzlerce insanın öldürüldüğü ve kaybedildiği operasyon merkezi köyler adı altında toplama kamplarının kurulması ile sonuçlandı. Belucların ‘ölüm mangaları’ liderlerinden biri olarak tanıttığı Şafeeq Mengal bölgenin sorumlusu oldu. Totak'taki toplu mezarlar hemen toplama kampının yakınında keşfedildi.
Beluc aktivistler ve siyasetçiler Ordunun sıkça başvurduğu bir yöntem olarak mizansen çatışmalarla Beluc gençlerin öldürülmesini "Sahte Karşılaşmalar" ve "Öldür ve At" politikası olarak adlandırıyor. Pakistan ordusu rutin bir uygulama olarak Beluc köylerini basıp arama gerekçesi ile hayatları hiçe sayıyor. "Ölüm Mangaları”, Kürtlere karşı geliştirilen kontra timleri ile aynı görevi ifa ediyor.
Beluc soykırımı bir soykırımda göreceğimiz tüm uygulamalara sahip. Hiçleştirilen insanlar bir denek sayılabilir ya da yok sayılabilir. Batının eski anti-Sovyet ittifakının nükleer ortağı Pakistan, ekonomik olarak geri bırakılmış Belucistan’da nükleer denemeler yapmaktan çekinmiyor.
Faili meçhul, köy yakma ve göçertme
Soykırım politikalarının uygulandığı her coğrafyada egemenlerin uygulamaları benzerlik gösterir. Kurdistan’da devletin üniformalı tecavüzünün benzerleri Belucistan’da da yaşanmaya devam ediyor. 13 Ocak 2024’te Cehange.org üzerinden başlatılan kampanya ile Beluclar BM’yi bir kez daha Pakistan devletinin yaptığı ihlalleri araştırmak üzere ülkelerine davet etti. Beluc Yekjehti Komitesi, Beluc Gençlik Komitesi, Beluc Tanıtım Komitesi ve Dr. Mahrang Beluc’un öncülük ettiği dilekçe yaşanan soykırımı tarif etmek için oldukça açık veriler sunuyor.
“Beluc Soykırımı, öncelikle uluslararası ilginin eksikliği ve Pakistan'da bu sistematik Soykırımı araştıracak ve vurgulayacak bağımsız bir otoritenin bulunmaması nedeniyle sıklıkla tanınmamakta ve gizli kalmaktadır... Yoğunlaşan askeri saldırganlık binlerce Beluc’un ölümü, zorla kaybettirilmesi, köylerin yakılması ve zorla göç ettirilmiş insanlar olarak yaşamaya zorlanma şeklinde sürüyor. Ölüm Mangaları, devlet ve devlet dışı aktörler, Belucistan'da bu politikalarla soykırım uyguluyor.” Dilekçe metini aslında yaşanan durumu en açık şekli ile anlatıyor.
Kızamık, kolera ve niceleri
Soykırımın doğrudan uygulamaları sosyal ve ekonomik yaptırım ve izolasyola derinleşiyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin (İHEB) 5. maddesi “Hiç kimse işkenceye veya zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz” dese de sözlü ifadeler soykırım coğrafyalarında kifayetsizdir. Pakistan’ın coğrafi olarak en büyük bölgesi olan Belucistan ülkenin en yoksul yeridir. Soykırımın en belirgin özelliği geri bırakma politikası Belucistan'da insanların, temiz içme suyuna erişimini engelleyerek, çeşitli ciddi hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor. Temel sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılan Belucistan'ın Sarawan, Makran ve Jahlawan bölgelerinde kızamık kitlesel ölümlere yol açıyor. 2022'de Pirkoh Dera Bugti'de yüzlerce kişi koleradan öldü. Alt yapıdan yoksun bırakılan Belucistan’da hastane eksikliği, trafik kazaları ve seller açık bir toplu kıyıma dönüşerek binlerce insanın hayatına mal oluyor. Bu durumlar haber bültenlerine doğal afet ya da kişi hatası olarak kaydediliyor.
Nükleer denek oldular
Beluc soykırımı bir soykırımda göreceğimiz tüm uygulamalara sahip. Hiçleştirilen insanlar bir denek sayılabilir ya da yok sayılabilir. Batının eski anti-Sovyet ittifakının nükleer ortağı Pakistan, ekonomik olarak geri bırakılmış Belucistan’da nükleer denemeler yapmaktan çekinmiyor. Belucistan'daki Dera Gazi Han'daki Nükleer Santral ve 28 Mayıs 1998 yılında Chaghi'de yapılan Nükleer testler nedeniyle binlerce Beluci radyoaktif serpintinin etkisiyle kanser oldu. Devam eden kuraklığa ve bölgenin gırtlak ve akciğer kanseri de dahil olmak üzere kanser açısından sıcak bir noktaya dönüşmesine ek olarak, nükleer test aynı zamanda bölgedeki yaban hayatın yaklaşık %90'ının yok olmasına da neden oldu.
Köylüleri öldürüp dehşet yaymak
Belucistan soykırımının en önemli verilerini 1969 yılında görüyoruz. Meşhur söylemle “bataklığı kurutup, sivrisineklerden kurtulmak” denen faşist uygulama, Belucistan Kasabı olarak bilinen General Tikka Khan komutasındaki Pakistan ordusu tarafından uygulandı. Pakistan ordusu 1973'te ambargo uygulayarak aç bıraktığı çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlıları havadan ve karadan bombaladı. Açlık ve bombardıman sonucu gerçekleşen ölümler kamuoyuna askeri operasyonda teröristlerin öldürülmesi olarak sunuldu. Ölenler çoğunluğu kadın ve çocuklar olmak üzere yaklaşık 8.000 kişiydi. Bunun ardından Eylül 1974'te Belucistan'dan Afganistan’a katliamdan kaçan Belucların kitlesel göçü yaşandı. Beluclar, hala soykırımla mücadele ediyor ve seslerini dünyaya duyurmak için yeryüzündeki tüm meydanlarda eylemlilik halindeler.
Dipnot ve Kaynakça
*İndo-German dil ailesinin oluşumunda ilk konuşulan ortak dil.
- https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_Balochistan
- Baloch, Kiyya (19 December 2023). "Women Are Leading an Unprecedented Protest Movement in Balochistan".
- https://www.ozgurpolitika.com/haberi-belucistanda-jin-jiyan-azadi-direnisi-185053
- https://cm.balochistan.gob.pk/
- Hussain, Abid. "'Kill and dump policy': Baloch protest man's custodial murder in Pakistan". Al Jazeera.
- https://www.thenews.com.pk/print/381490-the-balochistan-crisis
- https://carnegieendowment.org/2013/04/11/balochistan-state-versus-nation-pub-51488
- https://worldwithoutgenocide.org/genocides-and-conflicts/pakistan
- https://www.wionews.com/south-asia/history-of-the-war-in-balochistan-242939
- https://www.fecridost.com/2016/11/orta-asya-kurdleri-beluciler-3.html
Yayın Tarihi: 18/04/2024