PolitikART
Çeviri

Arundhati Roy: Ölüm kadar sessiz. Bir iç savaş yaşanıyor

PolitikART Özel
Arundhati Roy
Hint yazar ve aktivist Arundhati Roy, Hindistan’da bir iç savaş yaşandığına dikkat çekti ve ekledi: “Durum Balkanlar'da yaşananlara benzemeye başladı. Hindistan Balkanlaştırılıyor.”

Çeviri: Serap Güneş

G20 zirvesi ve Hindistan'daki azınlıkların durumu hakkında Al Jazeera’ya konuşan Arundathi Roy, G-20 zirvesi öncesi birçok gecekondunun buldozerlerle yıkıldığını ve sakinleri yerlerinden edildiğini söyledi. Roy, “Hepimiz içeride kilitli kaldık. Dışarı çıkamıyoruz. Yoksullar şehirden temizlendi. Gecekondu mahalleleri kapatıldı. Yollara barikatlar kuruldu, trafik kapatıldı. Ölüm kadar sessiz” dedi.

Ünlü yazar ve aktivist Arundhati Roy'un, Al Jazeera'ye verdiği röportajı PolitikART için çevirdik.

Al Jazeera: Azınlıklara yönelik muamelesi bağlamında Hindistan'ın G20 zirvesine ev sahipliği yapması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Arundhati Roy: Kimsenin bunu gerçekten önemsediğini sanmıyorum... G20'de herkes bir fırsat, bir ticaret anlaşması, bir askeri teçhizat anlaşması ya da jeopolitik bir stratejik uzlaşma koparma peşinde. Yani buraya gelen insanlar, ister devlet başkanları ister diğer katılımcılar olsun, Hindistan'da neler olup bittiğini tam olarak bilmiyor değiller. ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde ana akım medya Hindistan'da olup bitenleri çok eleştiriyor ama söz konusu ülke hükümetlerinin tamamen farklı bir gündemi var. Dolayısıyla buraya gelen insanlar için bunun bir sorun olduğunu düşünüyorsanız safsınızdır.

Al Jazeera: G20'nin Hindistan'da yapılmasını, liderlerin Hindistan hükümetini azınlıklara yönelik muamelesi nedeniyle kınaması için bir fırsat olarak görüyor musunuz?

Roy: Öyle bir şey olmayacak. Hiçbiri bunu yapmayacak. Benim böyle bir beklentim yok. Ama bence ilginç olan şu ki, şu an benim gibi siz de Delhi'de olsaydınız, tanıtımlara, pankartlara, G20 için yapılan tüm hazırlıklara baktığınızda, G20'ye ev sahipliği yapanın Hindistan hükümeti değil de BJP [*] olduğunu zannederdiniz. Her afişin üzerinde bir siyasi partinin sembolü olan kocaman bir lotus çiçeği var. Modi'nin BJP'si bu parti.

Demokrasiden bahseden Batılı liderler burada neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar. Müslümanların katledildiğini, protesto eden Müslümanların evlerinin dümdüz edildiğini, tüm kamu kurumlarının bu konuda işbirliği yaptığını biliyorlar. Bazı şehirlerde Müslümanların kapılarına X işareti konduğunu ve buraları terk etmelerinin istendiğini biliyorlar. Müslümanların gettolaştırıldığını biliyorlar. Ve Müslümanları linç eden, öldüren insanların sonra gidip bu gettolarda sözüm ona dini yürüyüşler düzenlediğini biliyorlar. Ellerinde kılıçlarla dolaşan kabadayıların katliam çağrısı yaptığını, Müslüman kadınlara toplu tecavüz çağrısı yaptığını biliyorlar.

Hindistan'da şu anda yaşanmakta olan ve çok tehlikeli, çok bariz olan şey ülkenin, ulusun, hükümetin ve kurumlarının hepsinin iktidar partisi ile birleştirilmesi. Ve bu iktidar partisi de Modi'nin şahsıyla özdeşleştirilmiş durumda. Aslında şu anda neredeyse ortada bir iktidar partisi de kalmadı, ortada sadece bir tek adam, bir hükümdar var. Yani o kadar ki, ne Hindistan hatta ne de BJP, G20'ye Modi ev sahipliği yapıyor sanki. Hepimiz içeride kilitli kaldık. Dışarı çıkamıyoruz. Yoksullar şehirden temizlendi. Gecekondu mahalleleri kapatıldı. Yollara barikatlar kuruldu, trafik kapatıldı. Ölüm kadar sessiz. Sanki bizden, şehrin gerçekte nasıl bir yer olduğundan utanıyorlar gibi. G20 için şehir temizlenmiş ve kapatılmış gibi.

Al Jazeera: Bunun Modi için gösteriş amaçlı bir etkinlik olduğunu söylüyorsunuz sanki?

Roy: Tabii ki, bu bir gösteriş etkinliği. Tam bir şov, üstelik seçimlerden hemen önce. Yani kampanyasına malzeme olacak. Demokrasiden bahseden tüm bu Batılı liderler -Trump gibi birini muaf tutabilirsiniz çünkü o demokrasiye inanmıyor ama Biden, Macron...- burada neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar. Müslümanların katledildiğini, protesto eden Müslümanların evlerinin dümdüz edildiğini, tüm kamu kurumlarının -mahkemeler, hakimler, basın- bu konuda işbirliği yaptığını biliyorlar. Bazı şehirlerde Müslümanların kapılarına X işareti konduğunu ve buraları terk etmelerinin istendiğini biliyorlar. Müslümanların gettolaştırıldığını biliyorlar. Ve Müslümanları linç eden, öldüren insanların sonra gidip bu gettolarda sözüm ona dini yürüyüşler düzenlediğini biliyorlar. Ellerinde kılıçlarla dolaşan kabadayıların katliam çağrısı yaptığını, Müslüman kadınlara toplu tecavüz çağrısı yaptığını biliyorlar. Tüm bunları biliyorlar ama bunun onlar için bir önemi yok çünkü bazı Batılı ülkelerde her zaman olduğu gibi "bizim için demokrasi, beyaz olmayan dostlarımız içinse diktatörlük ya da ona benzer bir şey." Onlar için bir önemi yok.

Al Jazeera: Diyelim ki G20'de bir konuşma yapmak üzere davet edildiniz. G20 zirvesinin açılışını siz yapacaksınız. Ne söylemek isterdiniz?

Roy: Eskiden kusurlu bir demokrasiye sahip olan ve şu anda sadece faşizm kelimesini kullanabileceğim 1,4 milyar nüfuslu bir ülkenin içinde bulunduğu bir sürecin dünyanın geri kalanını etkilemeyeceğini düşünmenin aptallık olacağını söylerdim, öyle sanıyorsanız feci şekilde yanılıyorsunuz derdim. Çıkıp yardım talep etmek yerine, "Yaratılmasına vesile olduğunuz canavara bir bakın" derdim. 2002'de Gujarat'daki Müslüman karşıtı katliamdan sonra İngiltere gibi ülkelerin istihbarat raporlarının Modi'yi etnik temizlik olarak adlandırdıkları olaydan sorumlu tuttuğu bir dönem yaşandı. Modi'nin ABD'ye seyahat etmesi yasaklanmıştı ama bunların hepsi unutuldu gitti. Ama o hala aynı adam. Ve ne zaman birileri ona bu tür bir oksijen veya bu tür bir alan sağlasa, Modi çıkıp "bu güçlü insanları Hindistan'a sadece ben getirebilirim" dediğinde, bu mesaj köle ruhlu yeni kanallarımız tarafından bin kat büyütülüyor, bir tür kolektif ulusal güvensizlik, aşağılık duygusu ve sahte kibir besleniyor. Son derece tehlikeli bir şeye, Hindistan'dan çok daha ötesini etkileyecek bir soruna dönüştüğünü insanların artık anlaması gereken başka bir şeye dönüştü.

Al Jazeera: Yakın zamanda yaptığınız bir konuşmada Hindistan'ın yeni bir döneme girdiğini söylediniz. Bununla ne demek istediniz?

Roy: Demek istediğim şuydu, son birkaç yıldır BJP'nin, Modi'nin, RSS'nin [**] -yani Hindu üstünlüğü kültünün amiral gemisi- yükselişi hakkında konuştuk. Bazılarımız bunu siyasi ve yapısal olarak eleştirdi. Ancak şimdi tamamen farklı bir aşamadayız. Her ne kadar hala seçimlerimiz olsa da, ben artık Hindistan'a bir demokrasi demezdim. Ancak seçimlerimiz olduğu için, güvenilir bir seçmen kitlesi yaratmak adına, Hindu üstünlüğü mesajının 1,4 milyar insana ulaştırılması gerekiyor. Dolayısıyla seçim dönemi, azınlıklar için son derece tehlikeli bir hal alıyor.

"Artık farklı bir aşamaya geldik" derken kastettiğim şey, artık korkmamız gereken şeyin sadece liderlikten ibaret olmadığı, sokakları azınlıklar için tehlikeli hale getiren beyni yıkanmış bir kesimin de ortaya çıkmış olduğu. Şiddet artık hükümet tarafından organize edilen pogromlarla sınırlı değil. Hannah Arendt'in deyimiyle, birbiri ardına sıradan kötülük olaylarına tanık oluyoruz. Hindistan'ın kuzeyindeki sıradan bir sınıfta, okulun müdürü olan öğretmenin yedi yaşındaki Müslüman bir çocuğu ayağa kaldırıp diğer Hindu çocuklara tokatlattığı videoyu tüm dünya izledi.

Manipur'da eyalet hükümetinin partizan tutum aldığı, merkezin suç ortağı olduğu ve güvenlik güçlerinin emir komuta zincirine sahip olmadığı bir iç savaş yaşanıyor. Durum Balkanlar'da yaşananlara benzemeye başladı. Çıplak gezdirilen ve toplu tecavüze uğrayan kadınların dehşet verici görüntüsünü gördük. Kadınları çeteye teslim edenin Manipur polisi olduğunu öğrendik.

Daha önce de söylediğim gibi, cinayetle, linçle, genç Müslüman erkekleri diri diri yakmakla suçlanan insanlar şimdi dini törenlere liderlik ediyor. Başbakanın Bağımsızlık Günü'nde kadın haklarından bahsettiği ama tam da o anda hükümetinin Bilkis Bano'ya toplu tecavüz eden ve bir ailenin 14 üyesini öldüren 14 erkek için af imzaladığı bir durum söz konusu. Ve bu failler artık toplumun saygın üyeleri. Oysa bu kişiler ülkedeki en yüksek mahkeme tarafından ömür boyu hapse mahkum edilmişlerdi.

Yani şu anda anayasanın bir kenara bırakıldığı bir durumla karşı karşıyayız. Gelecek yıl seçimleri kazanırlarsa, 2026'da "delimitation" dediğimiz, bir tür seçim bölgelerinin sayısının ve coğrafyasının değiştirileceği ve BJP'nin en güçlü olduğu Hintçe konuşulan kuşağın daha fazla sandalye alacağı ve temelde güç dengesini değiştirecek olan bir tür "gerrymandering" yapılacak. Güney kesinlikle bundan çok ama çok rahatsız olacak ve bu da Hindistan'ı Balkanlaştırma ihtimaline ya da potansiyeline sahip bir adım olur.

Hindistan'da şu anda şöyle bir durum söz konusu: tek millet, tek dil, tek seçim diyorlar ama aslında tek bir diktatörün, tek bir şirketin olduğu bir durumdayız. Gujarat pogromu döneminden beri Modi'nin dostu olan bir iş adamı var. [***] Bu adam şimdi -sadece satış odaklı Hindenburg Research tarafından değil- organize suçları haberleştiren bir gazeteciler koalisyonu tarafından tarihteki en büyük şirket skandalı ile suçlanıyor. Ama ona hiçbir şey olmayacak. Dolayısıyla, kurallar bazı insanlar için uygulanmadığında ve diğer bazı insanlar içinse farklı şekilde uygulandığında ne olduğunu tüm dünyanın değerlendirmesi gereken bir durumdayız. Yani görünüşte bir hukuk devletiyiz. Çok sofistike bir hukuk sistemimiz var. Ancak bunun nasıl uygulandığı dininize, kastınıza, cinsiyetinize, sınıfınıza göre değişiyor. Dolayısıyla çok ama çok tehlikeli bir noktadayız.

Al Jazeera: Birkaç cümleyle özetleyecek olursanız, Hindistan'ın bugünkü durumu nedir?

Roy: Hindistan'ın durumu çok istikrarsız, çok çekişmeli. Anayasanın fiilen bir kenara bırakıldığı bir durumla karşı karşıyayız. BJP'nin şu anda dünyanın en zengin siyasi partilerinden biri olduğu bir durum söz konusu. Ve tüm seçim mekanizmaları az ya da çok tehlikeye girmiş durumda. Yine de -sadece azınlıklara yönelik şiddet nedeniyle değil, ki bu elbette bir tür çoğunlukçuluğa neden oluyor ve seçimleri kaybetmelerine neden olmayabiliyor- işsizlik nedeniyle ve dünyanın en eşitsiz toplumlarından birinde yaşadığımız için güçlenmekte olan bir muhalefetimiz de var. Bu hükümet bunu ezmeye çalışıyor çünkü bir ülkede muhalefetin var olması gerektiğine inanmıyor. Büyük bir akış halindeyiz ve Hindistan dışında kimsenin ayağa kalkıp buna dikkat kesilmesini beklemiyoruz, kimsenin beklediğini de sanmıyorum çünkü hepsinin gözünde dolar işaretleri var ve hepsi o gözleri dikmiş bir milyar kişilik bu devasa pazara bakıyor. Ama bu ülke Manipur'da olduğu gibi kaos ve savaşa sürüklendiğinde ortada bir pazar falan kalmayacak. Farkında olmadıkları şey, bu büyük ülke şu anda olduğu gibi kaosa sürüklendiğinde, bu pazarın var olmayacağı. Hindistan'ın güzelliği ve ihtişamı küçük, hırıltılı, önemsiz ve şiddetli bir şeye indirgeniyor. Ve bu patladığında, sanırım bundan eser kalmayacak.

 

[*] Bharatiya Janata Party (Hindistan Halk Partisi)

[**] Rashtriya Swayamsevak Sangh, BJP'nin ideolojik akıl hocası

[***] Dünyanın en zengin üçüncü insanı olan Gautam Adani'den söz ediyor

Yayın Tarihi: 15/09/2023