Şüphesiz gerilla bu topraklara yeniden can vermiştir. Zulüm görmüş, yok sayılmış bir halk için bir umut ve inanç kaynağı olmuştur. Küçük bir çocuğun kalbinde doğan güven de yaşlı bir insanın kalbinde yıllar sonra ortaya çıkan inanç da yeni bir yaşamın göstergesi.
“miriyên xwe
pêşî dişînin em
belkî roj bê
em jî vegerin gundê xwe…”
erd Agron
“Halkı bırakabilir misin? Ciddi anlamda dost olanı, soyut bir halk kavramı olarak söylemiyorum…” diyordu Atakan Mahir. Gerillanın hayranlık uyandıran mütevazi yaşamı ve hakikat mücadelesini yansıtıyordu her kelimesi. Onun da dediği gibi bir çocuğa okuma yazma öğretmek, biraz torak, yağ ve halkıyla hakikat tartışmak yeterlidir bu toprakların dervişleri için. Elbette halk da böylesine bir inançla mücadele eden savaşçılarını, aynı inançla bağrına basıyor.
Gerillanın köylerine geldiği hikayeleri anlatan insanların gözlerinin içinin güldüğünü görmüşümdür hep. Yıllar önce arkadaşımdan dinlediğim bir hikayeyi anımsıyorum. Birlikte çocukluğumuza dair özlem duyduğumuz anılardan bahsediyorduk. Yemekler, oyunlar, dinlediğimiz kasetler üzerine konuşurken arkadaşım “Sanırım ben en çok arkadaşların gelişini özlüyorum” demişti. Bahara doğru yaylada, yakın köylerle birlikte yemeklerin yapıldığı, şarkıların söylendiği buluşmalardan bahsediyordu. Arkadaşların gelişini ve onlara duyduğu hayranlığı anlatırken gözlerindeki heyecanı görüyordum. “En güzeli de arkadaşları dinlemekti” demişti. Yıllar sonrasında Koma Rojhilat’ın “Şervanên Gelê Me” (Halkımızın Savaşçıları) eserini dinlediğimde, sanki arkadaşımın hislerini tekrardan dinliyormuş gibi hissettim ve sizle de birkaç cümlesini paylaşmak istiyorum.
Evîn xistin dilê me, mêrxasên rihê me
Tirsê rakir ji ser me, şervanên gelê me
Ronahî dan riya me, mêrxasên rihê me
Çek sîleh li bejna wan, hûn bi xêr hatin mala me!
Baharın gelişi yeniden canlanışı, dirilişi beraberinde getiriyor. Şüphesiz gerilla da bu topraklara yeniden can vermiştir. Zulüm görmüş, yok sayılmış bir halk için bir umut ve inanç kaynağı olmuştur. Küçük bir çocuğun kalbinde doğan güven de yaşlı bir insanın kalbinde yıllar sonra ortaya çıkan inanç da yeni bir yaşamın göstergesi. Koma Amed’in Agir û Mirov albümündeki “Jiyanek Nû” (Yeni Bir Yaşam) adlı eseri de gerillanın halk için ne anlama geldiğini çok güzel özetliyor.
Gerîla hêza jiyanê, şênahîya ber baranê
Bereketa av û nanê me, pêl ser pêl bidin bo gel
Diherike robar zeman, şên dike rûyê zozanan
Gul wê pêl bi pêl vebin
Yarım asırlık bir mücadele, sayısız kahramanın hikayesini anlatıyor bizlere. İsimler, simalar unutulabiliyor belki ama verdikleri mücadele hiçbir zaman unutulmuyor. Elbette halk ekmeğini paylaştığı, sohbet ettiği bir gerillanın ne adını ne de yüzünü unutuyordur. Gidenin yükü kalan için ağırdır. Bir anne evinde misafir ettiği, evladından ayırmadığı gerillanın anısını şüphesiz kalbinde yaşatacaktır; ya da bir çocuk hayranlıkla dinlediği sohbeti hayatı boyunca anımsayacaktır. Rotînda’nın Çar Stêrk albümünden “Mêrxwas Hebûn” eseri de bu destansı mücadelenin asla unutulmayacağına vurgu yapıyor.
Merxas hebûn, ber bi rojê hinartî
Merxas hebûn ku niha
Di hêlîna dilê me de veşartî
Özellikle gerillayla karşılaşmış insanlarla ettiğim sohbetleri düşündüğümde gerillaya karşı olan vefa ve sevgiyi daha çok hissediyorum. Ne zor şartlarda yaşadığını bildiği bir gerillanın, sadece bu zorluğa ne için göğüs gerdiğini düşünmek bile yetiyor bu duyguları hissetmek için.
İstese evinde ne varsa vereceği gerillanın kanaatkarlığı, konuşurkenki saygısı ve duruşunu hayranlıkla anlatan pek çok hikaye dinlemiştim. Ozan Emekçi’nin “Gerillalar Olmasaydı” adlı eserini her dinlediğimde bu sohbetleri hatırlıyorum. Emekçi de gerillanın Kürdistan’daki varlığının önemini kendine özgü diliyle anlatıyor.
Asker polis önün ardın
Bilinmezdi nere yurdun
Anılmazdı adı Kürdün
Gerillalar olmasaydı
Gerillanın söylediği şarkıları, okuduğu şiirleri dinlerken, her anında yaşanmışlığın getirdiği gerçekliği hissediyorum. Geçtiğimiz sene Kobanê’de şehit düşen Koçero Batman’ın Yan Mirin Yan Diyarbekir’i söylediği videoyu da yıllardır her izlediğimde içimi aynı his kaplıyor. Kürdistan’ın heybetli dağları arasında oturmuş gerillalar “min û te bi hev ra soz danî” derken yoldaşlığın ne olduğunu gösteriyorlar bize. Pek çok şarkı, pek çok şiir var o dağlarda söylenmiş, hala söylenen ve söylenecek olan. Ben de yazımı Şehit Şiyar Deniz’in “Kavga” şiirinden bir bölümle sonlandırmak istiyorum.
“Namluların aleviyle erittik demiri çeliğe
Yeni hedef, yeni yaşam, kızıllaşan şafağa doğru…”
Yayın Tarihi: 13/01/2024